Avustralya'nın eski Dışişleri Bakanı Gareth Evans, ülkesinin ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki trilateral güvenlik ortaklığı AUKUS'u tarihinin en kötü dış politika kararlarından biri olarak nitelendirdi. Eylül 2021'de duyurulan ve Avustralya'ya nükleer enerjili denizaltı tedarikini öngören anlaşmanın, Canberra'nın egemenliğini ve bağımsız dış politika yürütme kabiliyetini ciddi şekilde zedelediğini belirten Evans, bu adımın 'kahramanca bir iyimserlik' gerektirdiğini söyledi.
Gareth Evans'ın Sert Eleştirileri
1998-1999 yılları arasında Avustralya'nın dışişleri bakanlığını yürüten ve daha sonra Uluslararası Kriz Grubu'nun başkanlığını yapan Gareth Evans, AUKUS anlaşmasını 'stratejik bir hata' olarak tanımladı. Evans'a göre, anlaşma Avustralya'nın bağımsız dış politika yürütme kapasitesini zayıflatıyor ve ülkeyi gereksiz yere Çin ile daha fazla gerilime sürüklüyor. Evans, özellikle ABD'nin Avustralya'yı varoluşsal bir saldırı durumunda savunacağına dair inancı 'gülünç bir yanılsama' olarak nitelendirdi. Avustralya'nın, ABD'nin askeri garantilerine aşırı güvenerek kendi caydırıcılık kapasitesini ihmal ettiğini ifade etti.
Evans, AUKUS'un yalnızca Avustralya-Çin ilişkilerini değil, aynı zamanda Avustralya-Fransa ilişkilerini de olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Zira AUKUS duyurusu, Avustralya'nın Fransa ile yapmış olduğu 90 milyar dolarlık denizaltı anlaşmasını tek taraflı olarak iptal etmesiyle sonuçlanmış, Paris ile Canberra arasında diplomatik bir krize yol açmıştı. Evans, bu durumun Avustralya'nın güvenilir bir ortak olarak itibarını zedelediğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AUKUS, Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki artan askeri varlığına karşı bir denge unsuru olarak tasarlanmış olsa da, uzmanlar anlaşmanın bölgedeki gerilimleri daha da tırmandırdığı konusunda uyarıyor. Çin, AUKUS'u 'üçüncü bir ittifak' olarak nitelendirerek kendi nükleer denizaltı programını hızlandırmıştır. Ayrıca, AUKUS nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini de tehdit etmektedir. Avustralya, nükleer enerjili ancak nükleer silah taşımayan denizaltılar edineceğini belirtse de, bu teknolojinin nükleer silah üretiminde kullanılabilecek malzemelerin transferini içermesi endişe yaratıyor.
Evans, Avustralya'nın AUKUS kapsamında edineceği denizaltıların operasyonel hale gelmesinin en az 15 yıl alacağını ve bu süre zarfında bölgesel dengelerin çoktan değişmiş olabileceğini vurguladı. Ayrıca, denizaltı programının maliyetinin 368 milyar Avustralya dolarını bulabileceği tahmin ediliyor; bu da Avustralya'nın savunma bütçesinde büyük bir yük oluşturacak. Evans'a göre, bu kaynaklar sağlık, eğitim ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi alanlara harcanarak ülkenin gelecekteki güvenliği için daha sürdürülebilir temeller atılabilirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AUKUS, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel güç dengeleri ve nükleer silahların yayılması rejimi açısından Türkiye'yi de etkileyecek gelişmeler barındırıyor. Nükleer enerjili denizaltı teknolojisinin Avustralya gibi nükleer silah sahibi olmayan bir ülkeye transfer edilmesi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'nı (NPT) zayıflatabilir ve bu da Türkiye gibi NPT'ye taraf ülkeler için caydırıcılık anlayışını yeniden tartışmaya açabilir. Ayrıca, AUKUS'un Çin'i hedef alan bir ittifak olarak görülmesi, Türkiye'nin dengeli dış politikası ve Asya-Pasifik'teki ekonomik çıkarları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir süreçtir. Türkiye, hem Çin hem de ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bu tür bloklaşmaların Türkiye'nin manevra alanını daraltma riski bulunuyor.