ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, geçici koruma statüsüne (TPS) sahip Haiti ve altı diğer ülkeden yüzbinlerce göçmenin çalışma izinlerini, sürelerinin dolmasına saatler kala Cuma günü uzattı. Reuters haber ajansının aktardığına göre karar, 300 binden fazla kişiyi doğrudan etkiliyor. Uzatma, El Salvador, Honduras, Nepal, Nikaragua, Sudan ve Suriye vatandaşlarını da kapsıyor. TPS statüsü, ülkelerinde savaş, doğal afet veya olağanüstü durumlar nedeniyle güvenli olmayan koşullar bulunan yabancı uyruklulara geçici olarak ABD'de kalma ve çalışma hakkı tanıyor. Bu son uzatma, 4 Şubat 2026'ya kadar geçerli olacak.
Gelişmenin arka planı
TPS programı, 1990 yılında Kongre tarafından oluşturuldu ve halihazırda 16 ülkeden yaklaşık 864 bin kişi bu statüden yararlanıyor. Trump yönetimi, ilk döneminde TPS statülerini sona erdirmeye çalışmış, ancak federal mahkemeler bu girişimleri engellemişti. Biden yönetimi ise programı genişletme ve yenileme yönünde adımlar attı. Son karar, Trump'ın göçmenlik politikalarındaki istikrarsızlığa rağmen, yönetimin mevcut yasal zorunluluklar karşısında hareket etmek zorunda kaldığını gösteriyor. Uzatma kararı, özellikle Haiti kökenli Amerikalılar ve sivil toplum kuruluşları tarafından memnuniyetle karşılandı.
Bölgesel ve küresel boyut
TPS programı, ABD göçmenlik sisteminin merkezinde yer alıyor ve özellikle Orta Amerika, Karayipler ve Afrika'dan gelen göçmenler için hayati önem taşıyor. Haiti, son yıllarda siyasi istikrarsızlık, depremler ve çete şiddetiyle mücadele ederken, TPS statüsü Haitililer için bir can simidi işlevi görüyor. Uzatma kararı, aynı zamanda ABD'nin komşu ülkelerle ilişkilerini de etkiliyor. Örneğin, El Salvador ve Honduras, vatandaşlarının ABD'deki ekonomik katkılarından faydalanırken, bu statünün sona ermesi bu ülkelerde ekonomik sıkıntılara yol açabilir. Küresel ölçekte ise TPS, iklim değişikliği ve çatışmalardan kaçan insanlar için bir model olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin TPS uzatması, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Suriye uyruklu göçmenleri kapsaması nedeniyle dikkat çekiyor. Türkiye, halihazırda dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, ABD'nin Suriyelilere yönelik politikası, uluslararası göç yönetimi tartışmalarında önemli bir referans noktası. Ayrıca, ABD'nin geçici koruma rejimleri, Türkiye'nin kendi geçici koruma sistemine benzerlikler taşıdığından, bu alandaki uluslararası uygulamaların takip edilmesi anlamlı olabilir.