ABD'nin 250. kuruluş yıl dönümüne yaklaşırken yapılan yeni bir kamuoyu yoklaması, Amerikalıların büyük bir kısmının ülkenin en parlak günlerinin artık geride kaldığına inandığını ortaya koydu. Pew Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen ankete katılanların yüzde 58'i, ABD'nin bir zamanlar sahip olduğu küresel üstünlük ve iç istikrarın yerini belirsizlik ve düşüşe bıraktığı görüşünde. Özellikle genç kuşakta bu karamsarlık daha belirgin: 18-29 yaş arası katılımcıların yüzde 68'i ülkenin en iyi döneminin geçtiğini söylüyor. Anket, 4 Temmuz 2026'da kutlanacak 250. yıl öncesinde Amerikan toplumunun ruh halini ölçmeyi hedefliyor.
Kurumlara güven erozyonu
Anketin en çarpıcı bulgularından biri, Amerikalıların temel kurumlara olan güvenindeki sert düşüş oldu. Orduya duyulan güven on yıl önce yüzde 78 iken bugün yüzde 60'a gerilemiş durumda. Haber medyası söz konusu olduğunda ise yalnızca yüzde 16'lık kesim medyaya güvendiğini ifade ediyor. Büyük teknoloji şirketleri de benzer bir güven kaybı yaşıyor: Facebook, Google ve Apple gibi devlere güven oranı yüzde 25'e kadar düşmüş durumda. Federal hükümete güven ise tarihin en düşük seviyelerinde; katılımcıların yalnızca yüzde 20'si Washington'ın doğru kararlar alacağına inanıyor. Uzmanlar, bu güven erozyonunun siyasi kutuplaşma, ekonomik eşitsizlik ve kurumsal başarısızlık algısıyla beslendiğini belirtiyor.
Ekonomik beklentiler de tabloyu tamamlıyor. Ankete göre Amerikalıların yüzde 62'si ekonomik durumun kötüye gittiğini düşünüyor. Enflasyon, artan konut fiyatları ve düşük ücretler en büyük kaygı kaynakları arasında. Özellikle orta sınıfın eridiği yönündeki algı, toplumsal huzursuzluğu körüklüyor. Öte yandan, siyasi kutuplaşma da derinleşiyor: Katılımcıların yüzde 73'ü Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki farklılıkların birkaç on yıl öncesine göre çok daha keskin olduğunu söylüyor.
Uluslararası algı ve küresel yansımalar
ABD'nin dünyadaki imajı da bu iç karamsarlıktan nasibini alıyor. Ankete katılanların yarısı, ABD'nin küresel liderlik rolünü kaybettiğini düşünüyor. Çin'in yükselişi ve diğer güç merkezlerinin çeşitlenmesi, Amerikan kamuoyunda bir 'gerileme' anlatısını güçlendiriyor. Üstelik bu algı yalnızca iç kamuoyuna özgü değil; uluslararası alanda da ABD'nin prestiji son yıllarda ciddi yara aldı. Özellikle Afganistan'dan çekilme, Irak Savaşı'nın mirası ve son dönemdeki siyasi krizler, ABD'nin 'demokrasi modeli' olarak itibarını zedeledi. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, Washington'ın istikrarı ve güvenilirliği konusunda soru işaretleri taşıyor. Uzmanlar, ülke içindeki bu güvensizlik ortamının ABD'nin dış politika hamlelerini de olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin iç siyasetindeki bu karamsarlık ve kurumlara güven kaybı, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkilemese de küresel istikrar açısından önemli sinyaller taşıyor. ABD'nin zayıf algılanan bir dönemde olması, Ankara'nın bölgesel politikalarında manevra alanını genişletebilir. Öte yandan, ABD'nin küresel liderliğindeki belirsizlik, NATO gibi ittifakların geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor. Türkiye, bu ortamda çok yönlü dış politika izlerken ABD'nin iç dinamiklerini yakından takip etmek durumunda.