ABD Donanması, 8 Haziran 2024 tarihinde denizde gerçekleştirdiği bir kurtarma operasyonunda ilk kez bir insansız hava aracını (drone) kullanarak tarihi bir adım attı. Pasifik Okyanusu'nda meydana gelen olayda, bir ABD vatandaşı teknesinin batması sonucu suda mahsur kalmış, bölgeye sevk edilen bir MQ-9 Reaper drone, kişiye can yeleği ve acil durum ekipmanı bırakarak kurtarma ekiplerine yön verdi. Bu operasyon, ABD Donanması'nın otonom sistemleri operasyonel kullanıma sokma çabalarının en somut örneği olarak kayıtlara geçti.
Otonom sistemlerin yükselişi
ABD Savunma Bakanlığı, son yıllarda insansız hava, kara ve deniz araçlarına büyük yatırım yapıyor. Donanma, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde Çin'in artan deniz gücüne karşı otonom sistemlerle dengeleri değiştirmeyi hedefliyor. MQ-9 Reaper, daha çok istihbarat, gözetleme ve keşif görevlerinde kullanılsa da, bu kurtarma operasyonu insansız araçların çok yönlülüğünü gösterdi. Operasyon sırasında drone, 24 saat boyunca havada kalarak hem kurtarma koordinasyonunu sağladı hem de bölgedeki diğer gemileri uyardı. Uzmanlar, bu tür olayların otonom sistemlerin sivil ve askeri alanda daha geniş kullanımının önünü açabileceğini belirtiyor.
ABD Donanması, 2023 yılında yayımladığı 'Otonom Sistemler Stratejisi' ile 2030 yılına kadar filonun önemli bir bölümünü otonom hale getirmeyi planlıyor. Bu strateji kapsamında, insansız deniz araçları (USV) ve insansız hava araçları (UAV) için özel birlikler oluşturuldu. 8 Haziran'daki kurtarma, bu birimlerin ilk başarılı operasyonel testi olarak değerlendiriliyor.
Asya-Pasifik'te stratejik dönüşüm
Operasyonun gerçekleştiği bölge, Asya-Pasifik'teki stratejik rekabetin merkezinde yer alıyor. Çin, Güney Çin Denizi'nde yapay adalar inşa ederken, ABD de müttefikleriyle ortak tatbikatları artırıyor. Otonom sistemler, ABD'ye düşük maliyetle yüksek sürekli varlık sağlama imkânı veriyor. Drone'ların kurtarma gibi insani görevlerde kullanılması, ABD'nin bölgedeki imajını güçlendirebilir. Ayrıca, bu teknolojinin deniz arama-kurtarma (SAR) operasyonlarında standart hale gelmesi, sivil denizcilik güvenliğine de katkı sağlayabilir. Ancak uzmanlar, otonom sistemlerin yanlış ellere geçmesi durumunda yeni güvenlik riskleri doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin otonom savunma sistemleri alanındaki çalışmaları açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, Bayraktar TB2 gibi SİHA'larla tanınırken, deniz otonom sistemlerinde de (örneğin SANCAR) ilerleme kaydediyor. ABD'nin bu operasyonu, insansız araçların askeri operasyonların ötesinde insani yardımda da kritik rol oynayabileceğini gösteriyor. Türk savunma sanayisinin, özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de arama-kurtarma kabiliyetlerini artırmak için benzer teknolojilere yatırım yapması beklenebilir. Ayrıca, NATO müttefiki olarak Türkiye'nin otonom sistem standartlarına uyum sağlaması, ortak operasyonlarda etkinliğini artırabilir.