Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı işgal harekatı, 24 Şubat 2022'de başlamıştı. Bugün itibarıyla savaş, 4 yıl 3 ay 14 gün (yaklaşık 1568 gün) süren I. Dünya Savaşı'nın (28 Temmuz 1914 - 11 Kasım 1918) toplam süresini geride bıraktı. Bu tarihi eşik, iki çatışma arasındaki benzerlikleri yeniden gündeme getiriyor: Siper savaşının yıpratıcılığı, yeni teknolojilerin savaş alanını dönüştürmesi ve her iki tarafta da tükenme noktasına varan askeri ve sivil kayıplar.
Gelişmenin Arka Planı: Süre Uzadıkça Benzerlikler Artıyor
I. Dünya Savaşı, Batı Cephesi'nde siper hatları arasında geçen yıpratma savaşıyla hatırlanır. Aylar süren taarruzlar bazen sadece birkaç kilometrelik toprak değişimiyle sonuçlanırdı. Ukrayna'da da özellikle Donbas bölgesinde benzer bir tablo var: Bahmut, Avdiyivka ve Mariupol gibi şehirler aylar süren kuşatmalara sahne oldu. Her iki savaşta da cephe hatları sert kış koşulları ve çamur nedeniyle adeta dondu.
Teknolojik açıdan da çarpıcı paralellikler var. I. Dünya Savaşı'nda makineli tüfek, zehirli gaz ve tank gibi yenilikler savaşın doğasını değiştirmişti. Ukrayna'da ise insansız hava araçları (İHA), siber saldırılar ve yapay zeka destekli hedefleme sistemleri benzer bir dönüşüm yaratıyor. Ukrayna ordusu, Bayraktar TB2 gibi İHA'larla Rus zırhlı birliklerine ağır kayıplar verdirirken, Rusya da kamikaze dronlar ve hipersonik füzelerle karşılık verdi. Ayrıca, I. Dünya Savaşı'nın sonunda kullanılan tankların ilkel versiyonlarına karşılık, bugün Ukrayna'da modern tanklar (Leopard 2, Abrams) savaşıyor.
Askeri strateji açısından da her iki savaş, tarafların tükenme noktasına gelmesiyle karakterize ediliyor. I. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın 1918 yılındaki son taarruzu (Kaiserschlacht), Ukrayna'da ise Rusya'nın 2023-2024 kış taarruzları benzer bir umutsuzlukla yapıldı. Sivil kayıplar da korkunç boyutlara ulaştı: Ukrayna'da BM verilerine göre 10.000'den fazla sivil hayatını kaybetti; mülteci sayısı 8 milyonu aştı.
Bölgesel veya Küresel Boyut: Soğuk Savaş Sonrası Düzenin Çöküşü
I. Dünya Savaşı'nın sonunda imparatorluklar yıkıldı, yeni ulus devletler doğdu ve dünya haritası yeniden çizildi. Ukrayna savaşı da benzer bir jeopolitik deprem yaratıyor. Rusya, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra kaybettiği etki alanını geri kazanmak isterken, Ukrayna batıya yönelerek NATO ve AB üyeliği hedefini somutlaştırdı. Savaş, Avrupa güvenlik mimarisini temelden sarstı; Finlandiya ve İsveç'i NATO'ya katılmaya itti. Ayrıca, enerji krizi, gıda güvenliği ve küresel ticaret rotalarının kesintiye uğraması, savaşın etkilerini dünya çapında hissettiriyor.
Ekonomik cephede de benzerlikler dikkat çekiyor: I. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi, bugün de yaptırımlar ve karşı yaptırımlar ticaret savaşlarını ateşledi. Rusya'nın doğalgazını kapatması Avrupa'da enflasyonu körüklerken, Ukrayna'daki tahıl ihracatının engellenmesi Afrika ve Orta Doğu'da kıtlık tehdidini artırdı. Savaşın bitişi konusunda ise I. Dünya Savaşı'ndaki gibi bir ateşkes veya barış anlaşması şimdilik uzak görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna savaşının uzaması, Türkiye’nin Karadeniz’deki stratejik konumunu daha da kritik hale getiriyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi sayesinde savaşın başından itibaren arabuluculuk rolü üstlenen Ankara, tahıl koridoru anlaşması ve esir takası gibi somut başarılara imza attı. Ancak savaşın uzaması, Rusya ile NATO arasında sıkışan Türkiye’yi denge politikası konusunda daha dikkatli olmaya itiyor. Ayrıca, savaşın sürmesi Türk savunma sanayii için Bayraktar ve diğer silah ihracatında fırsatlar yaratırken, enerji fiyatlarındaki dalgalanma ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Moskova ile Kiev arasındaki dengeyi korumak, Türk dış politikasının en önemli sınavlarından biri olmaya devam ediyor.