ABD ordusu, İran'ın uluslararası sularda ticari gemilere yönelik saldırılarına karşılık olarak, 11 Nisan 2025 Salı günü itibarıyla İran limanlarına giden ve gelen tüm gemilere yönelik deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu. Aynı gün içinde Amerikan savaş uçakları, İran'ın askeri tesislerine yönelik dördüncü günlük hava saldırılarını gerçekleştirdi. Bu operasyonlar, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere ve Basra Körfezi'ndeki petrol tesislerine yönelik artan saldırılarının ardından geldi. Pentagon'dan yapılan açıklamada, ablukanın uluslararası deniz ticaretinin güvenliğini sağlamak ve İran'ın saldırganlığını caydırmak amacıyla uygulandığı belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
Son günlerde İran Devrim Muhafızları'na ait hücumbotlar ve insansız hava araçları, Hürmüz Boğazı'nda seyreden tanker ve yük gemilerine taciz ateşi açmış, en az üç ticari gemiye hasar vermişti. Ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri kıyılarındaki petrol yükleme terminallerine düzenlenen insansız hava aracı saldırılarında iki işçi hayatını kaybetmişti. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), bu saldırıların uluslararası deniz ticaretini ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı. Abluka, İran'ın petrol ihracatını kesintiye uğratarak ekonomik baskı oluşturmayı hedefliyor. ABD Donanması, Basra Körfezi'nde konuşlu savaş gemileri ve denizaltılarla birlikte, İran kıyılarına 30 deniz mili mesafede bir yasak bölge ilan etti. Bölgeden geçen tüm gemilerin aranacağı ve İran'a yönelenlerin durdurulacağı açıklandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, küresel enerji piyasalarında büyük bir dalgalanmaya yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı Salı günü yüzde 8 artarak 95 doların üzerine çıktı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor; abluka ve çatışmalar, özellikle Asya ve Avrupa'ya yönelik petrol arzını tehdit ediyor. Suudi Arabistan ve BAE, ABD'nin hamlesini desteklerken, Çin ve Rusya saldırıları kınayarak tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaptı. İran Dışişleri Bakanlığı, ablukanın “uluslararası hukuka aykırı” olduğunu ve “şiddetli bir yanıt” verileceğini duyurdu. BM Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrılırken, diplomatik kaynaklar taraflar arasında doğrudan bir görüşme ihtimalinin düşük olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, bu durumun bölgede geniş çaplı bir deniz savaşına dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak, Körfez'deki gerginlikten doğrudan etkilenecektir. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı büyütebilir ve akaryakıt fiyatlarına yansıyarak enflasyonist baskıyı artırabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile diplomatik ve ticari ilişkilerini sürdürürken, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve NATO müttefikliği arasında denge kurmak zorunda kalacaktır. Ankara, daha önce benzer krizlerde arabuluculuk rolü üstlenmiş olsa da, bu kez tarafların pozisyonlarının katı olması çabaları zorlaştırabilir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yolları açısından da risk oluşturmaktadır.