İran'ın Orta Doğu genelinde birkaç gündür sürdürdüğü misilleme saldırıları, ABD'nin savaşın ilk aşamasında Tahran'ın askeri kapasitesini büyük ölçüde etkisiz hale getirdiği yönündeki iddialarını çürütüyor. Fransa 24 muhabiri Kethevane Gorjestani, İran'ın hâlâ bölgede kaos yaratma araçlarına sahip olduğunu belirtiyor. İsrail-Hizbullah çatışmalarının tırmanışa geçtiği bu dönemde, İran'ın vekil güçleri aracılığıyla Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen'deki operasyonları, Tahran'ın caydırıcılığını hâlâ koruduğunu gösteriyor.
ABD'nin hesapları tutmadı
ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, Ekim ayında başlayan hava harekatlarının İran'ın füze ve drone programlarını %70 oranında sekteye uğrattığını öne sürmüştü. Ancak son günlerde İran destekli grupların Kuzey İsrail'e yönelik roket salvoları, Kızıldeniz'deki ticari gemilere saldırılar ve Irak'ta ABD üslerine düzenlenen insansız hava aracı saldırıları, bu iddiaların aksine İran'ın lojistik ve operasyonel kabiliyetinin ciddi biçimde devam ettiğini ortaya koyuyor. Gorjestani'ye göre İran, İslam Devrimi'nden bu yana inşa ettiği asimetrik savaş ağını kullanarak, konvansiyonel gücünün zayıflamasına rağmen bölgesel etkisini sürdürebiliyor. Ayrıca İran'ın nükleer programının da tamamen durdurulamadığı, IAEA raporlarında görülüyor.
Bölgesel tırmanış riski
İran'ın vekil güçleri üzerinden yürüttüğü bu strateji, bölgesel bir savaş riskini artırıyor. Özellikle Hizbullah'ın İsrail'e karşı kullanabileceği hassas güdümlü füzeler, Tel Aviv ve diğer büyük şehirleri tehdit ediyor. Aynı zamanda Yemen'deki Ensarullah hareketi, Babülmendep Boğazı'nı kontrol ederek küresel deniz ticaretine darbe vurma potansiyeline sahip. Bu durum, ABD ve müttefiklerini yeni bir askeri angajmana sürükleyebilir. Analistler, İran'ın misilleme kapasitesinin yalnızca askeri değil, aynı zamanda siber saldırılar ve enerji altyapısını hedef alma gibi boyutlara da sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın askeri kapasitesinin sürdüğüne dair bu değerlendirme, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Ankara, İran'ın vekil güçlerinin faaliyet gösterdiği Suriye ve Irak'ta kendi güvenlik çıkarlarını korumak durumunda. İran'ın kaos yaratma kapasitesi, Türkiye'nin bu ülkelerdeki askeri varlığı ve sınır güvenliği açısından risk oluşturuyor. Ayrıca İran'ın devam eden nükleer programı ve yaptırımlar altında ekonomik direnci, Türkiye-İran ticari ilişkilerinde bir denge politikası izlenmesini zorunlu kılıyor. Bölgesel bir savaşın tırmanması halinde Türkiye, Kuzey Irak ve Suriye'den gelebilecek sığınmacı akını ve enerji arz güvenliği konularında hassas konumda olacaktır.