ABD Donanması, yeni nesil hipersonik silah sistemlerini denizaltı ve yüzey gemilerinden fırlatma kabiliyetini önemli ölçüde genişletmek için çalışmalarını hızlandırıyor. Portfolio Acquisition Executive St liderliğindeki proje kapsamında, Conventional Prompt Strike (CPS) adlı hipersonik füzenin yeni dikey fırlatma sistemlerinden (VLS) ve konteyner bazlı platformlardan ateşlenmesi hedefleniyor. Bu gelişme, ABD'nin küresel vuruş kabiliyetini artırmayı ve hipersonik silah stokunu hızla genişletmeyi amaçlıyor.
Gelişmenin Arka Planı
CPS, ABD Donanması ve Ordusu tarafından ortaklaşa geliştirilen bir hipersonik silahtır. Saatte 5.000 milden fazla hıza ulaşabilen bu füzeler, mevcut hava savunma sistemlerini aşma kabiliyetine sahip. Donanma, CPS'yi başlangıçta Virginia sınıfı nükleer denizaltılardan fırlatılacak şekilde tasarladı. Ancak yeni planla birlikte, yüzey gemilerindeki mevcut VLS sistemlerine entegrasyon ve hatta konteyner gemilerinden fırlatılabilir hale getirilmesi üzerinde çalışılıyor. Bu esneklik, harp gemilerinin yanı sıra ticari konteyner gemilerinin de gizli bir şekilde hipersonik silah taşımasını mümkün kılacak. Programın 2028 yılına kadar operasyonel hale gelmesi bekleniyor.
ABD Donanması, CPS'nin üretim hızını artırmak için özel sektörle işbirliği yapıyor. Lockheed Martin ve diğer savunma şirketleri, üretim tesislerini genişletiyor. Her bir CPS füzesinin maliyetinin 40 ila 60 milyon dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Pentagon, 2024 bütçesinde hipersonik silahlara 4.7 milyar dolar ayırdı. Donanma, 2025 yılında CPS'nin denizaltı test atışlarını gerçekleştirmeyi planlıyor. Ayrıca, yeni VLS tasarımı sayesinde gemilerin mevcut sistemlerine büyük bir tadilat gerekmeden CPS entegre edilebilecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin hipersonik silah programı, Çin ve Rusya'nın benzer teknolojilerdeki ilerlemelerine yanıt olarak hız kazandı. Çin, DF-17 hipersonik füzesini operasyonel hale getirmişken, Rusya da Zircon ve Avangard gibi sistemleri konuşlandırdı. ABD, bu alandaki rekabette geri kalmamak için CPS'yi deniz tabanlı platformlara yaygınlaştırmayı hedefliyor. Konteyner bazlı fırlatma sistemleri, ABD'ye ticari gemileri gizli silah platformlarına dönüştürme ve düşman istihbaratını yanıltma avantajı sağlayacak. Ancak bu durum, modern çatışmaların kurallarını da değiştirme potansiyeline sahip. Uzmanlar, konteyner gemilerinin ticari görünümü altında askeri yük taşımasının, kriz anlarında yanlış hesaplamalara yol açabileceğini belirtiyor. NATO müttefikleri de bu sisteme ilgi duyarken, bazı Asya-Pasifik ülkeleri endişelerini dile getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin hipersonik silahları deniz tabanlı platformlara yaygınlaştırması, Türkiye gibi ittifak üyesi olmayan ülkeler için caydırıcılık dengesini etkileyebilir. Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de ABD savaş gemilerinin CPS taşıma potansiyeli, Türkiye'nin deniz güvenliği stratejilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin hipersonik teknolojiye yönelik kendi çalışmaları (örneğin, Tayfun füzesinin geliştirilmesi) daha da önem kazanıyor. Pentagon'un bu hamlesi, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve füze savunma sistemlerine olan ihtiyacını dolaylı olarak etkileyebilir. Bununla birlikte, ticari konteyner gemilerinin silahlandırılması, Montrö Sözleşmesi kapsamında boğaz geçişlerini tartışmaya açabilir.