ABD'de halkın devlet okullarına yönelik memnuniyeti tarihin en düşük seviyesine geriledi. Gallup'un yeni anketine göre, Amerikalıların K-12 eğitim kalitesinden memnuniyet oranı % 20'nin altına düşerek kayıtlara geçen en düşük seviyeye ulaştı. Veliler, müfredat tartışmaları, güvenlik endişeleri ve öğrenci başarısındaki düşüşün yarattığı hayal kırıklığını dile getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Gallup tarafından yürütülen ve bu hafta yayımlanan ankete göre, Amerikalı yetişkinlerin yalnızca % 19'u ülkedeki K-12 devlet okullarının kalitesinden memnun olduğunu belirtiyor. Bu oran, anketin ilk kez yapıldığı 1970'lerden bu yana en düşük seviye. 2020'de bu oran % 41 iken, 2022'de % 28'e, 2023'te ise % 23'e gerilemişti. Düşüş eğilimi pandemi sonrası hız kesmeden devam ediyor.
Ankete katılan velilerin % 60'ı çocuklarının okullarında akademik standartların düştüğünü düşünüyor. Özellikle matematik ve okuma becerilerinde ulusal test sonuçları 2019 seviyelerinin altında. Ülke genelinde öğretmen açığı 55.000'i aşmış durumda; birçok eyalet acil durum sertifikalarıyla öğretmen istihdam ediyor. Okul bütçelerindeki kesintiler, sınıf mevcutlarının artmasına ve destek hizmetlerinin azalmasına yol açtı.
Müfredat konusundaki kültürel savaşlar da memnuniyetsizliği derinleştiriyor. Irk teorisi, cinsiyet eğitimi ve kitap yasakları gibi konular veliler arasında kutuplaşmaya neden olurken, eğitim kalitesine odaklanılmasını gölgeliyor. Okul güvenliği endişeleri ise silahlı saldırıların ardından artarak devam ediyor; velilerin % 45'i çocuklarını okula gönderirken güvenlik endişesi taşıdığını ifade ediyor.
Federal düzeyde Eğitim Bakanlığı, pandemi döneminde sağlanan yardımların sona ermesiyle eyaletlere ek fon sağlayamıyor. Kongre'deki partizan çekişmeler, kapsamlı bir eğitim reformunu engelliyor. Öğretmen sendikaları, artan iş yükü ve düşük maaşlar nedeniyle meslekten ayrılmaların arttığını belirtiyor. Ulusal Eğitim Derneği'ne göre, son iki yılda 300.000'den fazla öğretmen istifa etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki eğitim krizi, ülkenin küresel rekabet gücünü de tehdit ediyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) verilerine göre, ABD öğrencileri matematik ve fen alanlarında birçok gelişmiş ülkenin gerisinde kalıyor. Pandemi sonrası toparlanma, diğer ülkelere kıyasla daha yavaş seyrediyor. Bu durum, nitelikli iş gücü açığını büyüterek teknoloji ve savunma sanayii gibi kritik sektörleri olumsuz etkiliyor.
Eğitimdeki bu gerileme, ABD'nin yumuşak gücünü de zayıflatıyor. Yüksek öğrenimde halen cazibe merkezi olsa da, temel eğitimdeki kalite düşüşü uluslararası öğrenci ve ailelerin tercihlerini etkileyebilir. Ayrıca, eğitim eşitsizliği gelir dağılımını daha da bozarak toplumsal huzursuzluğu artırıyor. Bu tablo, diğer ülkelerin eğitim sistemlerine örnek teşkil eden ABD modelinin sorgulanmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki eğitim krizi, Türkiye'nin eğitim politikaları ve uluslararası iş birlikleri açısından bazı çıkarımlar sunuyor. Türkiye, son yıllarda eğitim altyapısına yatırım yaparak PISA sıralamasında yükseliş kaydetse de, benzer sorunlarla karşı karşıya. Öğretmen atamaları, müfredat tartışmaları ve özel okullara yönelim gibi konular Türkiye'de de gündemde. ABD'deki memnuniyetsizlik, eğitimde reform ihtiyacının evrensel olduğunu gösteriyor. Ayrıca, ABD'deki nitelikli iş gücü açığı, Türkiye gibi ülkeler için beyin göçü fırsatları yaratabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi eğitim sistemini güçlendirmesi, küresel rekabette avantaj sağlayacaktır.