ABD federal bütçe açığı, Temmuz ayında Mart 2021'den bu yana en yüksek aylık seviyeye ulaştı. Hazine Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, geçen ay bütçe açığı 289 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, Haziran ayındaki 66 milyar dolarlık açığa kıyasla sert bir artışa işaret ediyor ve piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde geldi. Nisan ayından bu yana ilk kez bütçe dengesi kırmızıya dönerken, Temmuz ayındaki bu büyük sıçrama, mali yılın ilk 10 ayındaki toplam açığın da 1,8 trilyon dolara yaklaşmasına neden oldu.
Gelişmenin arka planı
ABD'de mali yıl Ekim ayında başlıyor ve Eylül sonunda sona eriyor. Hazine Bakanlığı'nın raporuna göre, 1 Ekim 2024 - 31 Temmuz 2025 dönemini kapsayan 10 aylık bütçe açığı, geçen yılın aynı dönemindeki 1,5 trilyon dolara kıyasla yaklaşık 300 milyar dolar artışla 1,796 trilyon dolara yükseldi. Bu artış, vergi indirimlerinin ve artan faiz ödemelerinin etkisiyle federal harcamaların gelirlerden daha hızlı büyümesinden kaynaklanıyor. Uzmanlar, ekonominin genel olarak güçlü seyretmesine rağmen mali disiplinin sağlanamamasının uzun vadeli sürdürülebilirlik endişelerini artırdığını belirtiyor.
Temmuz ayındaki açığın büyüklüğünde, özellikle öğrenci kredisi iptalleri ve savunma harcamalarındaki artışın etkili olduğu ifade ediliyor. Ayrıca, faiz oranlarının yüksek seyretmesi nedeniyle federal borçlanmanın maliyeti de giderek artıyor. Hazine Bakanlığı verilerine göre, Temmuz ayında net faiz ödemeleri bir önceki yıla göre yüzde 30'un üzerinde artış gösterdi. Bu durum, bütçe açığının kontrol altına alınmasını zorlaştıran en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin artan bütçe açığı, sadece iç mali piyasaları değil, küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. ABD Hazinesi'nin artan borçlanma ihtiyacı, küresel faiz oranları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, bütçe açığının finansmanı için para basılması durumunda enflasyonist baskılar yeniden tetiklenebilir. Bu da dünya genelinde merkez bankalarının para politikalarını şekillendirirken dikkate aldığı önemli bir faktör.
Küresel piyasalarda ABD bütçe açığı verileri, doların değeri ve altın fiyatları üzerinde de etkili oluyor. Uzmanlar, mali açığın kontrol altına alınmaması halinde ABD'nin kredi notunun baskı altında kalabileceğini ve bunun da uzun vadede doların rezerv para statüsünü zayıflatabileceğini belirtiyor. Özellikle Çin ve Rusya gibi ülkelerin dolar bağımlılığını azaltma çabaları, bu endişeleri daha da artırıyor. Ancak şu ana kadar ABD tahvillerine olan talep güçlü seyrediyor ve dolar küresel rezerv para birimi olma özelliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD bütçe açığındaki artış, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı ama önemli etkiler barındırıyor. ABD'de faizlerin yüksek kalması, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına neden olabilir ve Türkiye gibi ülkelerin dış finansman koşullarını zorlaştırabilir. Ayrıca, güçlü dolar, Türkiye'nin ithalat faturasını artırırken ihracatçıların rekabet gücünü olumlu etkileyebilir. Türkiye'nin enflasyonla mücadele sürecinde, ABD mali politikalarının küresel likidite koşulları üzerindeki etkisi yakından izlenmeli. Merkez Bankası'nın rezerv yönetimi ve kur politikası açısından ABD bütçe açığı ve tahvil faizlerindeki gelişmeler belirleyici olmaya devam ediyor.