Wall Street'te uzun süreli ayı piyasalarının artık geçmişte kalabileceği konuşuluyor. ABD hisse senedi piyasası, devasa büyüklüğü ve sistemik önemi nedeniyle 'batamayacak kadar büyük' olarak nitelendirilmeye başlandı. Ekonomistlere göre, Fed ve hükümetin piyasaya müdahale kabiliyeti, geleneksel döngüsel düşüşleri kısa ve sığ hale getiriyor. S&P 500 endeksinin son iki yılda yaşadığı hızlı toparlanmalar, bu tezi güçlendiriyor. Ancak bu durum, ahlaki tehlike ve varlık balonları riskini de beraberinde getiriyor.
Yeni Piyasa Dinamiği: Korumalı Düşüşler
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 2008 krizinden bu yana uyguladığı genişlemeci para politikaları ve pandemi döneminde devreye sokulan devasa teşvik paketleri, piyasalarda alışılmadık bir istikrar yarattı. Geleneksel olarak ayı piyasası olarak adlandırılan ve %20'nin üzerinde düşüşlerle karakterize edilen dönemler, yerini daha kısa süreli ve daha az derin düzeltmelere bıraktı. JPMorgan Chase ve Goldman Sachs gibi büyük yatırım bankalarının analistleri, artık 'ayı piyasası rallisi' kavramının bile sorgulanır hale geldiğini belirtiyor. Piyasa katılımcıları, her düşüşün ardından Fed'in devreye gireceği beklentisiyle risk almaya devam ediyor. Bu durum, 'Fed put' olarak bilinen ve merkez bankasının piyasayı destekleyeceği inancını pekiştiriyor. Özellikle teknoloji hisselerindeki aşırı değerlemeler ve kaldıraçlı işlemlerdeki artış, sistemik riskleri artırıyor.
Küresel Etkiler ve Artan Kırılganlık
ABD piyasalarındaki bu yapısal dönüşüm, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere küresel piyasaları da derinden etkiliyor. ABD'deki likidite bolluğu, sermayenin gelişmekte olan piyasalardan çıkışını hızlandırarak bu ülkelerde kur ve faiz baskısı yaratıyor. Aynı zamanda, ABD'de olası bir sert düzeltmenin dünya genelinde domino etkisi yaratma riski de bulunuyor. Uzmanlar, ABD borsasının 'batamayacak kadar büyük' algısının, aşırı risk alımını teşvik ederek aslında sistemik kırılganlığı artırdığına dikkat çekiyor. Küresel yatırımcılar, ABD piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip ederken, portföylerinde daha fazla korunma (hedging) stratejisi kullanmaya başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD borsasındaki bu yeni dinamik, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için iki ucu keskin bıçak niteliği taşıyor. Bir yandan ABD'deki likidite genişlemesi, gelişmekte olan piyasalara yönelen portföy akımlarını artırarak Borsa İstanbul'a kısa vadeli destek sağlayabilir. Diğer yandan, ABD piyasalarındaki aşırı değerlemelerin bir gün düzeltme yaşaması durumunda, Türkiye gibi kırılgan ekonomilere yönelik risk iştahı hızla azalabilir. Bu durum, TL varlıklarında volatiliteyi artırabilir. Türkiye'nin cari açık ve yüksek enflasyon gibi yapısal sorunları göz önüne alındığında, ABD kaynaklı bir şokun etkilerini yönetmek zorlaşabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, ABD borsasındaki dönüşümü yakından izlemesi ve kendi ekonomik kırılganlıklarını azaltacak yapısal reformları hızlandırması önem taşıyor.