Wall Street'te kazanç sezonu öncesinde alışılmadık bir tablo yaşanıyor. Tipik olarak şirketlerin kar açıklamalarına haftalar kala analistler tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, bu dönemde enerji ve teknoloji sektörlerindeki güçlü performans beklentileri yukarı çekti. İkinci çeyrek sonuçları öncesinde S&P 500 şirketleri için konsensüs kar tahminleri yılbaşından bu yana %3,4 arttı. Bu, son on yılın ortalaması olan %1,2'lik düşüşün tam tersi bir eğilim. Özellikle enerji sektöründe petrol fiyatlarındaki yükseliş ve teknoloji devlerinde yapay zeka kaynaklı talep artışı, tahminlerin yükselmesinde başlıca etken oldu.
Geleneksel döngü kırılıyor
Normal şartlarda şirket yöneticileri, beklentileri aşma hedefiyle kazanç öncesi rehberliklerini aşağı çeker; analistler de buna uyum sağlayarak tahminlerini geri çeker. Ancak bu çeyrekte bu döngü tersine işledi. FactSet verilerine göre, teknoloji sektöründe faaliyet gösteren firmalar için ortalama kar tahminleri son üç ayda %6,8 artarken, enerji şirketlerinde bu oran %12,4'e ulaştı. Öte yandan perakende ve sağlık gibi sektörlerde tahminler aşağı yönlü revize edildi. Bu ayrışma, ekonominin sektörel bazda heterojen bir görünüm sergilediğine işaret ediyor.
Küresel yansımalar
ABD'deki bu iyimserlik, dünya genelinde hisse senedi piyasalarını da olumlu etkiledi. Japonya ve Avrupa borsaları da teknoloji hisseleri öncülüğünde yükseliş kaydetti. Ancak yatırımcılar, yüksek enflasyon ve faiz artırımlarının etkisinin henüz tam olarak hissedilmediği konusunda uyarıyor. Özellikle enerji sektöründeki yüksek kar marjlarının sürdürülebilir olup olmayacağı tartışma konusu. Jeopolitik riskler (Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'da artan gerilim) emtia fiyatları üzerinde belirsizlik yaratırken, teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarının ne kadar getiri sağlayacağı da merak konusu. Yine de kısa vadede piyasa beklentileri yukarı yönlü olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de kar beklentilerindeki bu iyimserlik, gelişmekte olan piyasalara da olumlu yansıyor. Türkiye gibi ülkelerde ihracatçı firmalar, özellikle teknoloji ve enerji alanında küresel talebin canlanmasından faydalanabilir. Ancak yüksek faiz ortamının sürmesi ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Türkiye'nin cari açığı üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Öte yandan, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilgisi, küresel risk iştahının artmasıyla bir miktar toparlanabilir. Bu durum, Merkez Bankası'nın rezervlerini güçlendirmesi ve enflasyonla mücadelede elini rahatlatması açısından önemli. Ancak sürdürülebilir bir iyileşme için yapısal reformlara duyulan ihtiyaç devam ediyor.