Washington'un son iki barış girişimi de aynı akıbete uğradı: taraflar arasındaki temel uyuşmazlıklar nedeniyle süre doldu ve anlaşma sağlanamadı. ABD ile İran arasında yürütülen müzakereler için belirlenen altmış günlük süre 17 Ağustos'ta sona erdi; ancak Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve İran'ın dondurulmuş varlıklarının akıbeti konusundaki anlaşmazlık devam ediyor. Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmeyi hedefleyen resmi barış görüşmeleri de ilerleme kaydedemedi.
İran ile Nükleer ve Bölgesel Anlaşmazlıklar Sürüyor
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, 2015 nükleer anlaşmasının yeniden canlandırılması ve İran'ın bölgesel faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir anlaşma umuduyla başlatılmıştı. Ancak taraflar, Hürmüz Boğazı'nda İran'ın ticari gemilere yönelik tacizlerini sona erdirme karşılığında İran'ın yurtdışındaki dondurulmuş fonlarının serbest bırakılması konusunda uzlaşamadı. İran yönetimi, fonların serbest bırakılmasını ön koşul olarak görürken, ABD önce güvenlik garantileri talep ediyor.
Uzmanlara göre, İran'ın nükleer programındaki ilerleme ve bölgedeki vekil güçleri üzerinden yürüttüğü politikalar, Washington'un elini zayıflatıyor. Tahran, nükleer müzakerelerin yeniden başlaması için tüm yaptırımların kaldırılmasını şart koşarken, ABD ise İran'ın balistik füze programını da görüşmelerin kapsamına dahil etmek istiyor. Bu çıkmaz, iki ülke arasındaki güven eksikliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Rusya-Ukrayna Savaşında Kalıcı Barış Yok
Avrupa'da ise umutlar, Rusya-Ukrayna arasındaki resmi barış görüşmelerine bağlanmıştı. Ancak taraflar arasındaki temel talepler, müzakere masasında ilerlemeyi engelliyor. Ukrayna, toprak bütünlüğünün korunmasını ve Rus güçlerinin tamamen çekilmesini isterken, Moskova yönetimi ilhak ettiği bölgeler üzerindeki egemenliğini kabul ettirmeye çalışıyor. Bu nedenle, savaşın sona ermesi için ciddi bir adım atılmış değil.
Batı'nın Ukrayna'ya askeri ve mali desteği sürerken, Rusya ekonomik yaptırımlara rağmen savaşı finanse edebilecek kaynaklara sahip. Savaşın uzaması, küresel gıda ve enerji krizini derinleştirirken, NATO'nun doğu kanadındaki askeri yığınak da tansiyonu artırıyor. Diplomatik kaynaklar, tarafların savaş alanındaki konumlarını güçlendirmek için müzakereleri ertelediğini belirtiyor; bu da yakın vadede kalıcı bir barış beklentisini zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin başarısız barış girişimleri, Türkiye'nin bölgesel ve küresel arabuluculuk rolünü daha da önemli kılıyor. Ankara, Ukrayna-Rusya savaşında taraflar arasında diyalog kanallarını açık tutan bir ülke olarak öne çıkarken, İran ile Batı arasındaki gerilimde de enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik bir konumda. Hürmüz Boğazı'ndaki bir kriz, petrol fiyatlarını ve küresel enerji arzını etkileyeceğinden Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye'nin hem Batı hem de Rusya ve İran ile diyalog kurabilen bağımsız dış politikası, bu tür çıkmazların aşılmasında yapıcı bir güç olarak değerlendirilebilir.