İsrail'de yaşayan Filistinli topluluklarda organize suç oranlarında son yıllarda endişe verici bir artış yaşanıyor. Polis kayıtlarına göre, 2023 yılında Arap toplumunda işlenen cinayetler 244'e ulaşarak rekor kırdı. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 45'lik bir artışa işaret ediyor. Silahlı çetelerin uyuşturucu kaçakçılığı, tefecilik, kara para aklama ve şantaj gibi suçlardan elde ettiği gelirin yıllık milyarlarca şekele ulaştığı tahmin ediliyor. Filistinli vatandaşlar, devletin bu topluluklara yönelik ihmalinin ve polis teşkilatının yetersiz müdahalesinin suç dalgasını körüklediğini belirtiyor.
Filistinli topluluklarda organize suçun yükselişinin arka planı
Organize suçun bu denli yayılmasının arkasında birbiriyle bağlantılı birçok faktör bulunuyor. Uzmanlar, 1948'de İsrail'in kurulmasıyla birlikte ülkede kalan Filistinlilerin (İsrail Arap vatandaşları) sistematik ayrımcılığa maruz kaldığını ve bu durumun suç örgütlerinin palazlanması için zemin hazırladığını vurguluyor. Özellikle kuzeydeki Nasıra, Ümmü'l-Fahm, Tira ve güneydeki Necef bölgesindeki bazı köylerde işsizlik oranları yüksek, altyapı yetersiz ve polis karakolları az sayıda. Bu boşluk, 1990'lardan itibaren aile klanlarına dayalı suç örgütlerinin ve ardından daha profesyonel çetelerin oluşmasına olanak tanıdı.
İsrail polisi, Arap topluluklarında suçla mücadele için yetersiz kaynak ayırmakla eleştiriliyor. Haziran 2023'te İsrail İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Arap topluluklarında organize suçla mücadele için özel bir plan açıkladı ancak bu planın uygulanması yavaş ilerliyor. Ayrıca, silah kaçakçılığı da büyük bir sorun. İsrail'deki Filistinli topluluklarda yasadışı silah sayısının 400 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu silahlar genellikle Ürdün sınırından veya İsrail ordusundan çalınarak bölgeye sokuluyor. Silah bolluğu, çeteler arasındaki kanlı hesaplaşmaları daha da ölümcül hale getiriyor.
Ekonomik eşitsizlik ve toplumsal dışlanma da suç oranlarındaki artışı körüklüyor. Filistinli vatandaşlar, İsrail'in Yahudi vatandaşlarına kıyasla daha düşük gelire, daha yüksek yoksulluk oranlarına ve sınırlı istihdam olanaklarına sahip. Özellikle gençler arasında işsizlik yaygın; bu durum, suç örgütlerine katılımı cazip hale getiriyor. Bazı aile reisleri, uyuşturucu ticaretinden elde edilen kazancın meşru işlerden daha yüksek olduğunu söylüyor. Ayrıca, hükümetin Arap toplumuna yönelik kalkınma programları yetersiz kalıyor; bütçe kesintileri nedeniyle sosyal hizmetler, eğitim ve istihdam programları olumsuz etkileniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: organize suçun ulusötesi bağlantıları
İsrail'deki Filistinli topluluklardaki organize suç dalgası sadece yerel bir güvenlik sorunu değil; aynı zamanda bölgesel ve küresel boyutları olan bir mesele. Suç örgütleri, uyuşturucu kaçakçılığı konusunda Avrupa ve Orta Doğu'daki diğer örgütlerle bağlantı kurmuş durumda. İsrail polisi, son yıllarda uluslararası operasyonlarla bazı çetelerin kokain ve sentetik uyuşturucu ithal ettiğini ortaya çıkardı. Bu ağlar, Lübnan'daki Hizbullah'ın finansmanına da kaynak sağlayabilir; ancak bu iddialar bağımsız olarak doğrulanmadı. Ayrıca, kara para aklama faaliyetleri, İsrail ve uluslararası bankacılık sistemini tehdit ediyor.
Suç örgütlerinin yükselişi, İsrail'in ulusal güvenliğini de tehdit ediyor. Bazı analistler, bu örgütlerin gelecekte radikal gruplarla işbirliği yapabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, şiddet olayları, İsrail'de yaşayan Filistinli toplulukların devlete olan güvenini daha da zedeliyor. Bu durum, İsrail'in kendi içindeki toplumsal dokuyu olumsuz etkiliyor. İsrail'deki Filistinli vatandaşların bu sorununa yönelik kapsamlı çözümler üretilmemesi, bölgesel istikrarsızlığı artırma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle, konu yalnızca İsrail iç siyasetinin değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güvenlik dengelerinin de bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, bölgesel istikrar açısından önemli. Türkiye, Orta Doğu'da istikrarın sağlanmasına yönelik politikalar izliyor. İsrail'deki Filistinli toplulukların içinde bulunduğu güvenlik sorunu, Filistin davasını olumsuz etkileyebilir ve bölgesel gerilimi artırabilir. Ayrıca, organize suçun ulusötesi doğası, Türkiye'de de benzer ağların oluşması riskini beraberinde getirebilir. Türkiye'nin son yıllarda organize suçla mücadelede gösterdiği çabalar ve bölgesel işbirlikleri, bu tür tehditlere karşı caydırıcı olabilir. Bu nedenle Türkiye, İsrail'deki Filistinli toplulukların durumunu yakından izlemeli ve olası sıçramalara karşı önlem almalıdır.