Eski ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yayınladığı ve yapay zekâ ile üretildiği anlaşılan bir videoda, İran'ın stratejik Hark Adası'na yönelik kurgusal bir saldırıyı sanki gerçekmiş gibi gösterdi. Video, kısa sürede milyonlarca kez izlenirken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü Sean Parnell, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, videodaki görüntülerin gerçek bir askerî operasyonu yansıtmadığını ve ABD'nin böyle bir saldırı düzenlemediğini doğrulamak zorunda kaldı. Olay, yapay zekâ teknolojisinin siyasi manipülasyon amacıyla kullanılmasına ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirirken, Trump'ın çevresindeki isimlerin de videonun içeriği hakkında bilgi sahibi olup olmadığı merak konusu oldu.
Gelişmenin arka planı
Trump, Salı gecesi Truth Social platformunda paylaştığı videoda, Hark Adası'na düzenlenen füze saldırısına ilişkin olduğu iddia edilen görüntülere yer verdi. Videoda, adada bulunan petrol tesislerinin vurulduğu anların yer aldığı öne sürülürken, görüntülerin gerçek bir saldırıdan mı yoksa yapay zekâ ile mi üretildiği tartışma yarattı. Kısa süre içinde bağımsız araştırmacılar, videonun yapay zekâ tarafından oluşturulduğunu, özellikle yangın ve patlama efektlerindeki tutarsızlıklar nedeniyle tespit ettiklerini açıkladı. Trump'ın bu paylaşımı, ABD-İran arasındaki gerginliğin tırmandığı bir döneme denk geldi. Daha önce İran'ın nükleer programı konusunda artan endişeler nedeniyle bölgede askerî hareketlilik gözlemlenmiş, Washington ve Tahran arasında sözlü gerilim yaşanmıştı.
Pentagon Sözcüsü Parnell, yaptığı yazılı açıklamada, ''Bahsi geçen video, ABD Savunma Bakanlığı'nın herhangi bir operasyonunu yansıtmamaktadır. Bu görüntüler gerçek dışıdır ve ABD ordusunun faaliyetleriyle hiçbir ilgisi yoktur'' ifadelerini kullandı. Parnell ayrıca, bu tür yanıltıcı içeriklerin ulusal güvenlik açısından risk oluşturabileceğini, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşabilmesi için resmî kaynaklara itibar etmesi gerektiğini vurguladı. Ancak sözcünün açıklaması, videonun yayılmasının ardından saatler sonra gelmesi nedeniyle eleştirilere yol açtı; bazı uzmanlar, kurumun bu tür sahte içeriklere karşı daha hızlı tepki vermesi gerektiğini ifade etti.
Bölgesel veya küresel boyut
Olay, yapay zekâ destekli dezenformasyonun uluslararası güvenliği tehdit etme potansiyelini gözler önüne serdi. Uzmanlar, özellikle seçim dönemlerinde ve kriz anlarında, gerçek görüntülerden ayırt edilmesi güç sahte videoların toplumsal kargaşaya yol açabileceği, hatta savaş çığırtkanlığına zemin hazırlayabileceği konusunda uyarıyor. Hark Adası, İran'ın ham petrol ihracatının büyük bölümünün gerçekleştirildiği kritik bir enerji terminali olma özelliği taşıyor. Bu nedenle, böyle bir saldırı iddiası, küresel petrol piyasalarında anlık fiyat dalgalanmalarına neden olabilecek nitelikte. Nitekim videonun yayınlanmasının ardından Brent petrol fiyatlarında kısa süreli bir artış gözlemlendi. Bu durum, yapay zekâ ile üretilmiş sahte içeriklerin yalnızca siyasi değil, ekonomik istikrarı da tehdit edebileceğini gösteriyor.
İran hükümeti ise videoya henüz resmî bir yanıt vermedi. Ancak Tahran yönetimine yakın kaynaklar, bu tür girişimlerin provokasyon amaçlı olduğunu ve İran'ın savunma kapasitesi hakkında yanlış bir algı oluşturmaya yönelik psikolojik harekât kapsamında değerlendirilebileceğini öne sürdü. ABD'de ise özellikle Demokrat Parti çevreleri, Trump'ın bu tür içerikleri paylaşarak ulusal güvenliği tehlikeye attığı ve olası bir askerî krize zemin hazırladığı eleştirisinde bulundu. Trump destekçileri ise videoyu, İran'a karşı sert tutumun bir ifadesi olarak savundu. Yapay zekâ etiği uzmanları, bu olayın, derin sahte (deepfake) teknolojisinin siyasi amaçlarla kullanımına karşı daha sıkı düzenlemeler yapılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu bir ülke olarak Körfez'deki gerilimin doğrudan etkisi altında kalabilecek bir konumda. Hark Adası'na yönelik sahte bir saldırı videosu, bölgede enerji güvenliğini tehdit edebilecek bir kaos senaryosunun parçası olarak algılanabilir. Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan İran petrolü üzerinden yaşanacak bir kriz, Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bu tür dezenformasyon girişimleri, bölgesel istikrarı bozarak Türkiye'nin diplomatik çabalarını da sekteye uğratabilir. Ankara'nın, yapay zekâ kaynaklı yanlış bilgilere karşı kamuoyunu bilgilendirme ve uluslararası iş birliği mekanizmalarını güçlendirme yönünde adımlar atması önem taşıyor. Bununla birlikte, Türkiye'nin bölgede oynadığı arabulucu rol, bu tür krizlerin büyümesini engellemek adına kritik bir öneme sahip.