ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde bağımsız seçmenler arasındaki popülaritesini hızla kaybediyor. Son haftalarda yayımlanan dört farklı ulusal anket, bu kilit seçmen kitlesinin Trump'a yönelik desteğinin keskin bir düşüş yaşadığını ortaya koydu. Gallup, Pew Research, Quinnipiac ve YouGov tarafından gerçekleştirilen araştırmalara göre, bağımsız seçmenler arasında Trump'ı onaylama oranı ortalama yüzde 15-20 puan geriledi. Bu düşüş, özellikle ekonomik kaygılar ve sağlık politikalarındaki belirsizlikler nedeniyle ivme kazanmış durumda.
Gelişmenin Arka Planı: Bağımsızlar Neden Uzaklaşıyor?
Anketlerdeki bu çarpıcı düşüş, Trump yönetiminin son aylarda izlediği politikaların bağımsız seçmenler üzerinde yarattığı memnuniyetsizliğin bir yansıması. Özellikle ekonominin beklenenden yavaş toparlanması, işsizlik oranlarındaki duraklama ve sağlık sigortası kapsamındaki belirsizlikler, bağımsızların Trump'a olan güvenini sarstı. Gallup anketinde bağımsızların yüzde 62'si Trump'ın ikinci dönem performansını "zayıf" veya "çok zayıf" olarak değerlendirirken, bu oran ilk dönemin aynı döneminde yüzde 45 seviyesindeydi. Pew Research'ün anketinde ise bağımsız seçmenlerin yüzde 70'i ülkenin yanlış yönde gittiğini düşünüyor. Quinnipiac Üniversitesi anketi, bağımsız seçmenlerin yüzde 58'inin bir sonraki başkanlık seçiminde kesinlikle Demokrat bir adaya oy vereceğini belirttiğini gösteriyor. YouGov anketi de benzer eğilimleri doğruluyor: Bağımsızların yalnızca yüzde 30'u Trump'ın ikinci dönem onayını veriyor.
Bu düşüşün bir diğer önemli nedeni de Trump'ın tartışmalı kabine atamaları ve son dönemde artan siyasi kutuplaşma. Bağımsız seçmenler, Trump'ın aşırı sağcı isimleri yönetimde kritik pozisyonlara getirmesinden ve bu hamlelerin ülke birliğini zayıflattığından şikayetçi. Örneğin, son haftalarda Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı gibi kurumların başına getirilen tartışmalı figürler, bağımsızlarda ciddi rahatsızlık yarattı. Ekonomi politikalarındaki tutarsızlıklar da etkili oldu: Trump'ın bir yandan vergi indirimi vaat ederken diğer yandan ticaret savaşlarını tırmandırması, bağımsız seçmenlerin güvenini sarsan faktörler arasında.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Trump'ın Güvenilirliği Neden Önemli?
Trump'ın bağımsız seçmenler arasındaki düşüşü, sadece iç politikada değil, uluslararası alanda da yankı uyandırıyor. ABD'nin en büyük stratejik ortağı Avrupa Birliği, NATO müttefikleri ve Asya-Pasifik ülkeleri, Trump'ın zayıflayan iç desteğinin ABD dış politikasını nasıl etkileyeceğini yakından izliyor. Özellikle bağımsızların ekonomik kaygıları, Trump'ın ticaret politikalarına daha fazla yansıyabilir. Örneğin, Çin ile ticaret savaşını yeniden alevlendirme veya AB'ye yeni gümrük tarifeleri uygulama riski, bağımsız seçmenlerin tepkisini daha da artırabilir. Aynı zamanda, Ukrayna-Rusya savaşı ve Orta Doğu'daki kriz başlıkları da Trump'ın ikinci döneminde ABD'nin küresel rolünü sorgulatıyor. Eğer Trump bağımsız seçmenleri geri kazanamazsa, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'deki çoğunluğunu kaybetmesi muhtemel. Bu da Trump'ı yurtiçinde yasama çıkmazına sürüklerken, uluslararası anlaşmalarda ve ittifaklarda ABD'nin tutarlılığını zayıflatabilir. Bağımsız seçmenlerin desteğini yeniden kazanmak için Trump'ın ekonomi politikalarında daha ılımlı adımlar atması ve kutuplaştırıcı söylemlerden kaçınması gerektiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile ikili ilişkilerinde Trump yönetiminin iç siyasi baskılardan ne ölçüde etkileneceğini izlemeli. Trump'ın bağımsız seçmenler arasında desteğini kaybetmesi, dış politikada daha öngörülemez ve kısa vadeli hedeflere yönelmesine yol açabilir. Bu durum, F-35 programı, Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik koridoru ve Doğu Akdeniz enerji rekabeti gibi başlıklarda Türkiye'nin pozisyonunu olumsuz etkileyebilir. Özellikle Ekonomik İstikrar Fonu ve CAATSA yaptırımları gibi konular, Trump'ın Kongre baskısı nedeniyle Türkiye'ye karşı daha sert adımlar atmasına neden olabilir. Ancak Trump'ın seçim kaygılarıyla ikili ticaret hacmini artırma yönünde adımlar atması da olası. Türkiye'nin, ABD'deki bu siyasi dalgalanmayı fırsata çevirmek için esnek bir diplomatik strateji geliştirmesi kritik önem taşıyor.