ABD'de İran ile artan gerilim ve dolaylı müzakerelerin durma noktasına gelmesi, başkanın savaş ilan etme yetkilerini yeniden tartışmaya açtı. 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası (War Powers Act), başkanın silahlı çatışmaya girmeden önce Kongre'ye danışmasını ve askeri müdahalenin 60 gün içinde sonlandırılmasını zorunlu kılıyor. Ancak son yıllarda başkanlar bu kuralı esneterek tartışma yarattı. Şimdi, İran'a yönelik olası bir askeri harekât öncesinde yasanın kapsamı yeniden mercek altında.
Savaş Yetkileri Yasası Nedir?
Savaş Yetkileri Yasası, ABD Anayasası'nın başkana tanıdığı başkomutanlık yetkilerini sınırlandırmak amacıyla Kongre tarafından kabul edildi. Vietnam Savaşı'ndan sonra, başkanın ülkeyi uzun süreli çatışmalara sürüklemesini önlemek için tasarlandı. Yasaya göre başkan, askeri müdahale kararı aldığında Kongre'ye 48 saat içinde yazılı bildirim yapmak zorunda. Müdahale süresi ise 60 günü aşamaz; gerekirse 30 gün daha uzatılabilir ancak bu süre sonunda Kongre'nin onayı olmazsa operasyon durdurulmalıdır.
Ancak yasa, başkanlara “ulusal acil durum” gerekçesiyle hareket etme imkânı da tanıyor. Bu madde, özellikle terörle mücadele kapsamında sıkça kullanıldı. 2001'de Afganistan ve 2003'te Irak müdahaleleri, Kongre onayı olmadan başlatıldı ve yıllarca sürdü. Eleştirmenler, yasanın fiilen işlevsiz kaldığını savunuyor.
İran Gölgesinde Yasanın Yeniden Yorumlanması
Son dönemde ABD-İran gerilimi, özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla tırmandı. Dolaylı müzakerelerin Katar ve Umman aracılığıyla yürütülmesine rağmen somut bir ilerleme kaydedilmedi. Bu durum, ABD'de yeni bir askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi. Savaş Yetkileri Yasası'nın 60 günlük sayacı, başkanın İran'a saldırması halinde işlemeye başlayacak. Ancak yasada “ulusal çıkar” ve “ani tehdit” gibi muğlak kavramlar, başkana geniş hareket alanı bırakıyor.
Uzmanlara göre, İran'ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırı, yasanın kapsamı dışında tutulmaya çalışılabilir. Zira başkan, saldırının “önleyici” nitelikte olduğunu ve ABD'ye yönelik yakın bir tehdidi bertaraf ettiğini ileri sürebilir. Bu argüman, 2011'de Libya müdahalesinde de kullanılmış ancak dönemin Başkanı Obama, 60 günü aşan operasyon için Kongre onayı almamıştı. Sonuçta, yasa siyasi bir araç olarak kalmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin savaşa dönüşmesi, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebilir. İran sınırına komşu olan Türkiye, olası bir çatışmada mülteci akını ve terör tehdidiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca ABD'nin bölgedeki askeri varlığının artması, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını zora sokabilir. Ekonomik olarak ise, İran'a yönelik yaptırımların sıkılaşması enerji fiyatlarını yükseltebilir. Türkiye, bu nedenle diplomasi yoluyla çözümden yana bir tutum sergiliyor. ABD'de Savaş Yetkileri Yasası'nın tartışılması, başkanın İran'a müdahale etme olasılığını azaltsa da, tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu belirsizlik, Türkiye'nin bölgesel planlamasında dikkate alınması gereken bir unsur olarak öne çıkıyor.