Avrupa Birliği (AB) ve 14'ten fazla ülke, savaşın yerle bir ettiği Gazze Şeridi'nin toparlanmasına destek olmak amacıyla pazartesi günü 883,6 milyon euro (yaklaşık 1 milyar dolar) değerinde bir yardım girişimi başlattı. Avrupa Komisyonu tarafından organize edilen bu plan, Brüksel'de düzenlenen bir konferansta duyuruldu. Söz konusu kaynak, Gazze'de altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin sağlanması ve ekonomik istikrarın yeniden tesis edilmesi için kullanılacak. Küçük sahil şeridi, 2,5 yıldan uzun süre önce başlayan çatışmaların ardından halen harabe halinde. Yardım paketi, bölgedeki insani krizin derinleşmesini önlemeyi ve Filistin halkına acil destek sağlamayı hedefliyor.
Gelişmenin arka planı: Gazze'nin savaş sonrası durumu
Gazze Şeridi, yıllardır süregelen çatışma ve abluka nedeniyle büyük bir yıkımla karşı karşıya. Hamas'ın 2023 sonlarında İsrail'e yönelik saldırısı ve ardından gelen İsrail askeri operasyonları, bölgede altyapının yüzde 70'inden fazlasını tahrip etti. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze'deki konutların büyük bir kısmı kullanılamaz durumda, su ve elektrik şebekeleri çökmüş durumda. Sağlık sisteminin ise neredeyse tamamen iflas ettiği belirtiliyor. AB ve ortaklarının başlattığı bu yardım programı, öncelikle acil insani ihtiyaçları karşılamaya yönelik. Su arıtma tesislerinin onarımı, geçici barınma birimlerinin kurulması, sağlık malzemeleri tedariği gibi alanlarda projeler hayata geçirilecek.
Yardım paketinin dağıtımı, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler ile koordineli olarak yürütülecek. Fonun yönetimi için oluşturulan geçici bir mekanizma, kaynakların şeffaf ve etkin kullanımını sağlamak üzere tasarlandı. Anahtar teslim projeler arasında, Gazze'nin kuzeyindeki hasar görmüş yolların onarımı, okulların yeniden inşası ve küçük ölçekli işletmelere destek sağlanması yer alıyor. Ayrıca, yerel yönetimlerin kapasitesinin artırılması için teknik yardım da planlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'daki dengeler ve uluslararası tepkiler
AB'nin bu girişimi, Ortadoğu'da barış ve istikrar arayışlarında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Girişime, Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri ve ABD, İngiltere, Norveç dahil olmak üzere birçok ülke katkı sağlıyor. Bu gelişme, aynı zamanda AB'nin Gazze'deki insani duruma yönelik artan duyarlılığını ve iki devletli çözüm vizyonunu destekleme kararlılığını yansıtıyor. Ancak, yardımın kalıcı bir barış sürecine dönüşmesi için İsrail-Filistin sorununun siyasi çözümüne yönelik adımların atılması gerektiği vurgulanıyor.
Öte yandan, bazı uluslararası aktörler, yardımın Hamas'ın kontrolündeki bir bölgeye gitmesi konusunda endişeli. AB ve Batılı ülkeler, fonların terör örgütlerine gitmemesi için sıkı denetim mekanizmaları kurduklarını belirtiyor. Bölgede İsrail ile normalleşme adımları atan ülkelerin bu yardım paketine dahil olması, Gazze'nin yeniden inşasının bölgesel istikrar için kritik olduğunu gösteriyor. Çin'in son dönemde Filistin'de arabuluculuk çabaları da göz önüne alındığında, AB'nin bu hamlesi küresel rekabetin bir parçası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze konusunda tarihsel olarak Filistin davasına destek veren bir ülke olarak bu yardım girişimini yakından izlemektedir. AB ve ortaklarının başlattığı bu fon, Türkiye'nin Gazze'deki insani durum için çağrıları ve önceki yardımlarıyla örtüşmektedir. Ancak Türkiye'nin bu girişimde doğrudan yer almaması, bağışçı ülkeler listesinde olmaması dikkat çekiyor. Türkiye, kendi insani yardım kurumlarıyla Gazze'de faaliyet gösteriyor olsa da, AB liderliğindeki bu mekanizmaya katılımı, hem diplomatik etkisini artırabilir hem de iki devletli çözüm vizyonunu güçlendirebilir. Dolayısıyla, Türk dış politikasının bu tür çok taraflı girişimlere entegrasyonu, bölgesel istikrar ve Türkiye'nin Filistin politikası açısından faydalı olabilir.