Bir yıl önce, Donald Trump ve Ursula von der Leyen, Atlantik'in iki yakası arasında yeni bir ticaret anlaşması için el sıkışmıştı. Ancak POLITICO'nun değerlendirmesine göre, bu samimi görüntünün ardındaki vaatlerin çoğu tutulmadı. ABD Başkanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı'nın kararlılıkla dile getirdiği hedefler, somut adımlara dönüşemedi. Ticaret savaşlarının gölgesinde geçen bir yılın ardından, hem Washington hem de Brüksel, taahhütlerini yerine getirmekten uzak görünüyor. Peki, bu sözler neden tutulmadı ve taraflar hangi noktalarda tıkandı?
Anlaşmanın Doğuşu ve Beklentiler
Geçtiğimiz yılın Ekim ayında, Donald Trump ve Ursula von der Leyen, Beyaz Saray'da bir araya gelerek ticari gerilimleri azaltma konusunda anlaşmıştı. Bu buluşma, özellikle ABD'nin Avrupa çeliği ve alüminyumuna getirdiği gümrük vergileri ile AB'nin Amerikan ürünlerine uyguladığı misilleme tarifelerinin yarattığı ortamda bir umut ışığı olarak görülüyordu. Taraflar, karşılıklı olarak bazı ürünlerde tarifeleri kaldırma ve yeni bir ticaret diyaloğu başlatma konusunda mutabık kalmıştı. O dönemde uzmanlar, bu adımın iki blok arasındaki 1.1 trilyon dolarlık ticaret hacmine olumlu yansıyacağını öngörüyordu.
Ancak bir yıl sonra, bu iyimser tablonun yerini hayal kırıklığı aldı. ABD, Avrupa çeliğine uyguladığı %25'lik gümrük vergisini tamamen kaldırmazken, AB de Harley-Davidson motosikletler ve Kentucky burbonu gibi sembolik Amerikan ürünlerine yönelik misilleme tarifelerini sürdürüyor. İki taraf da vaat edilen ilerlemeyi kaydedemedi. Bunun temel nedenleri arasında, tarafların farklı öncelikleri ve iç siyasi baskılar öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu ticari tıkanıklık, sadece ABD-AB ilişkilerini değil, küresel ticaret dengelerini de etkiliyor. Çin'in yükselişi karşısında Batı ittifakının zayıflamasına yol açan bu durum, özellikle kritik teknolojiler ve tedarik zincirlerinde bağımlılık endişelerini artırıyor. Avrupa, enerji krizi ve Ukrayna savaşı nedeniyle ekonomik baskı altındayken, ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası gibi korumacı adımları, transatlantik ticaretin geleceğine dair belirsizliği derinleştiriyor. Uzmanlar, mevcut gidişatın devam etmesi halinde iki taraf arasında yeni bir ticaret savaşının patlak verebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-AB ticaret anlaşmazlığı, Türkiye için hem risk hem de fırsat barındırıyor. Bir yandan, taraflar arasındaki gümrük vergileri, Türk ihracatçıları için pazarlara erişimde avantaj yaratabilir; örneğin çelik sektöründe ABD pazarında AB'ye kıyasla daha rekabetçi konuma gelebiliriz. Diğer yandan, küresel ticaretteki bu belirsizlik, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gibi stratejik hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD ile Türkiye arasında son dönemde artan ticaret hacmi, bu iki blok arasındaki gerilimden doğrudan etkilenme potansiyeline sahip.