Avrupa Birliği Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, Çin ile artan ticaret açığının sürdürülemez hale geldiğini belirterek, Brüksel'in Pekin'e karşı Washington'un benimsediği kadar yoğun ve kararlı bir müzakere stratejisi izlemesi gerektiğini ifade etti. Slovakya'nın başkenti Bratislava'da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Šefčovič, AB'nin Çin'den yaptığı ithalatın ihracatına oranla hızla arttığını ve bu dengesizliğin Avrupa sanayisi için ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Komiser, "ABD'nin Çin'e yönelik ticaret politikasındaki kararlılığı ve müzakerelerdeki yoğunluğu örnek alınmalı. Brüksel de tıpkı Washington gibi, kendi çıkarlarını korumak için daha sert ve stratejik adımlar atmaktan çekinmemeli" dedi.
Ticaret açığı ve AB'nin tepkisi
Šefčovič'in sözleri, AB'nin Çin'le ticari ilişkilerinde artan gerilimin bir yansıması olarak görülüyor. Avrupa Birliği, Çin'den gelen ucuz ve sübvansiyonlu ürünlerin Avrupa pazarını istila etmesi nedeniyle yerli sanayisini korumakta zorlanıyor. Özellikle elektrikli araçlar, çelik, güneş panelleri ve diğer yeşil teknoloji ürünlerinde Çin'in agresif ihracat politikası, AB üreticilerini zor durumda bırakıyor. Geçtiğimiz yıl AB ülkeleri ile Çin arasındaki mal ticaretinde AB'nin açığı yaklaşık 400 milyar avroya ulaştı. Bu rakam, sadece iki yıl önce 250 milyar avro civarındaydı. Šefčovič'e göre bu açık, yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda stratejik bir zaafiyet işareti. AB, Çin'e olan bağımlılığını azaltmak ve kritik sektörlerde tedarik güvenliğini sağlamak için hızlı adımlar atmalı.
Avrupa Komisyonu'nun geçen yıl yayımladığı Ekonomik Güvenlik Stratejisi, Çin kaynaklı risklere karşı AB'nin kırılganlıklarını azaltmayı hedefliyor. Šefčovič, bu stratejinin ticaret boyutunun daha etkin kullanılması gerektiğini belirtiyor. Brüksel, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uymadığı gerekçesiyle çeşitli anti-damping ve telafi edici vergiler uygulamaya başladı. Ancak Çin'in geri adım atmaması, AB'yi daha sert önlemler almaya itiyor.
ABD ile benzerlikler ve farklılıklar
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Çin'e karşı teknolojik yaptırımlar ve ticaret kısıtlamaları konusunda oldukça agresif bir politika izliyor. Özellikle çip üretimi, yapay zeka ve kuantum bilgisayar gibi alanlarda Çin'e transferleri engellemek için sıkı kontroller getiren Washington, Avrupa'yı da bu politikaya dahil etmeye çalışıyor. Šefčovič, AB'nin bu konuda ABD ile işbirliği yapması gerektiğini ancak kendi çıkarlarını da gözetmesi gerektiğini söylüyor. Öte yandan, Avrupa'nın Çin'e karşı Amerikan sertliğini tam olarak benimsemesi kolay görünmüyor. Almanya ve Fransa gibi büyük AB ülkeleri, Çin'in önemli bir ihracat pazarı olması nedeniyle ticaret savaşından kaçınmak istiyor. Šefčovič, bu ülkelerin kısa vadeli kazançları uzun vadeli güvenlik risklerine tercih ettiğine dikkat çekiyor. Komisyon, AB'nin Çin'e karşı "riskten arındırma" (de-risking) politikasını benimsediğini belirtse de, bu politikanın uygulamada yetersiz kaldığı eleştirileri artıyor.
ABD'nin Enflasyonu Azaltma Yasası (IRA) gibi korumacı tedbirleri, Avrupalı şirketleri zor durumda bırakırken, Çin'le ticaret dengesizliği de AB'nin rekabet gücünü tehdit ediyor. Šefčovič, AB'nin iki büyük güç arasında sıkıştığını ve kendi stratejik özerkliğini inşa etmesi gerektiğini vurguluyor. Komiser, "Ne ABD ne de Çin bizim çıkarlarımızı önceliklendirecek. Kendi ayaklarımızın üzerinde durmalı, ticaret politikamızı daha akıllı ve daha kararlı bir şekilde yönetmeliyiz" diye konuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Çin'e karşı ticaret politikasını sertleştirmesi, Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. AB'nin Çin'den ithalatı azaltma çabaları, Türkiye'nin tekstil, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya ve elektrikli araç gibi sektörlerde potansiyel yeni ihracat alanları yaratabilir. Ancak AB'nin korumacılığı artırması, Türk ihracatçılarının Avrupa pazarında karşılaştığı tarife dışı engelleri de ağırlaştırabilir. Ayrıca, Çin ile Türkiye arasındaki ticaret açığı da benzer bir dengesizlik gösteriyor; Türkiye'nin Çin'e karşı savunmasızlığı, AB'nin kırılganlığını yansıtıyor. Ankara, Brüksel'in Çin'den bağımsızlaşma stratejisinde bir tedarikçi olarak yer alabilir, ancak bunun için kendi sanayi kapasitesini ve ticaret politikasını AB standartlarına uygun hale getirmesi gerekiyor. Aksi halde, küresel ticarette artan korumacılık dalgası Türkiye'yi de olumsuz etkileyebilir.