Avrupa Birliği (AB), ABD Başkanı Donald Trump'ın Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (ICC) yönelik yaptırım kararını sert bir dille eleştirdi. Brüksel, Lahey merkezli mahkemenin bağımsızlığının korunması gerektiğini vurgularken, bu tür tehditlerin uluslararası hukuk düzenine zarar vereceği uyarısında bulundu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, yaptığı yazılı açıklamada, ICC'nin soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi en ağır uluslararası suçlarla mücadelede kritik bir rol oynadığını belirtti. Kallas, "AB, ICC'ye yönelik her türlü tehdidi kınıyor ve mahkemenin bağımsızlığının uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olduğunu hatırlatıyor" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, 6 Şubat 2025 tarihinde imzaladığı bir başkanlık kararnamesi ile ICC'ye yaptırım uygulama yetkisini yeniden yürürlüğe koydu. Kararname, mahkemenin ABD vatandaşları veya İsrail gibi müttefik ülke vatandaşları hakkında soruşturma başlatması durumunda yaptırım uygulanmasını öngörüyor. Trump, 2020 yılında da benzer bir kararname imzalamış, ancak Joe Biden döneminde bu yaptırımlar kaldırılmıştı. Yeni kararname ile birlikte ICC çalışanlarına vize kısıtlamaları ve mal varlıklarının dondurulması gibi önlemler alınabilecek.
Kararnamenin hedefinde, ICC'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkardığı tutuklama kararları olduğu belirtiliyor. ICC, geçtiğimiz Kasım ayında Netanyahu ve Gallant'ı Gazze'de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama kararı çıkarmıştı. ABD ise bu kararı 'antisemitik ve meşruiyetten yoksun' olarak nitelendirmişti.
Bölgesel veya küresel boyut
AB'nin bu sert çıkışı, uluslararası toplumda ICC'ye yönelik artan baskıya karşı önemli bir duruş sergiliyor. İnsan hakları örgütleri, ABD'nin yaptırım kararının mahkemenin işleyişini felç edebileceği ve gelecekteki soruşturmaları engelleyebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi ülkeler ICC'yi daha önce eleştirmiş, ancak ABD'nin bu hamlesini 'çifte standart' olarak değerlendirenler de var. AB, kararın ardından ICC'ye mali destek sağlamayı ve mahkemenin korunması için diplomatik girişimlerde bulunmayı planladığını açıkladı. Bu gelişme, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilime yol açarken, uluslararası hukukun evrenselliği tartışmalarını da alevlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ICC'ye taraf olmamakla birlikte, uluslararası hukukun üstünlüğüne vurgu yapan bir dış politika izliyor. ABD'nin ICC'ye yönelik yaptırım kararı, Türkiye'nin de zaman zaman benzer eleştiriler yönelttiği Batılı güçlerin seçici adalet anlayışını bir kez daha gündeme getiriyor. Özellikle Gazze'deki gelişmeler ışığında, Türkiye'nin ICC'yi destekleyen bir pozisyon alması, hem insani hem de hukuki gerekçelerle beklenebilir. Ancak Türkiye'nin bu konuda aktif bir rol üstlenmesi, ABD ile ilişkilerinde ek bir gerilim unsuru oluşturabilir. Bölgesel olarak, bu kararın Ortadoğu'daki ateşkes ve barış çabalarını olumsuz etkileme potansiyeli, Ankara'nın dikkatle izlemesi gereken bir konu.