Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında uyguladığı politikaları, Güney Afrika'daki apartheid rejimiyle karşılaştırarak sert bir eleştiride bulundu. Borrell, İspanya'nın başkenti Madrid'de düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, “İsrail'in Filistin topraklarında yürüttüğü uygulamalar, bazı açılardan Güney Afrika'daki apartheid sistemini andırıyor” ifadelerini kullandı. Bu sözler, AB'nin üst düzey bir yetkilisinin İsrail'e yönelik en ağır suçlamalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin Arka Planı
Borrell'in açıklamaları, İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından giderek artan uluslararası baskı ortamında geldi. İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik askeri operasyonları ve Batı Şeria'da yasa dışı Yahudi yerleşimlerini genişletme politikası, birçok ülke ve insan hakları örgütü tarafından eleştiriliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail'in işgal altındaki topraklardaki uygulamalarını “apartheid” olarak nitelendiren raporlar yayımlamıştı. Ancak AB'nin en üst düzey diplomatından böyle bir benzetme gelmesi, dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Borrell, konuşmasında “İnsan hakları ihlallerini kınamakla kalmamalı, aynı zamanda bu tür uygulamaların altında yatan yapısal nedenleri de ele almalıyız” dedi. AB'nin İsrail'i eleştirirken bir yandan da diplomatik ilişkilerini sürdürme çabasında olduğunu belirten Borrell, “İki devletli çözüm artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur” ifadesini kullandı. Bu açıklamalar, AB içinde İsrail'e yönelik artan bir kırılma olduğunu gösteriyor; ancak Almanya, Avusturya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler İsrail'e yönelik daha ılımlı bir tutum sergiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Borrell'in sözleri, Orta Doğu'da tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde geldi. İsrail, Gazze'deki operasyonlarını sürdürürken, Lübnan Hizbullah'ı ve Yemen'deki Husiler de İsrail'e yönelik saldırılarını artırdı. AB'nin bu açıklaması, Filistin yönetimi ve birçok Arap ülkesi tarafından memnuniyetle karşılanırken, İsrail hükümeti sert tepki gösterdi. İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, Borrell'i “antisemitizm ve İsrail nefreti” ile suçlayarak, “AB'nin kendini ahlaki bir otorite olarak görmesi komik” dedi. ABD yönetiminden ise henüz resmi bir yanıt gelmedi; ancak Beyaz Saray'ın İsrail'i apartheid ile suçlayan ifadelere mesafeli yaklaştığı biliniyor.
Uluslararası alanda, İsrail'in apartheid devleti olduğu suçlamaları yeni değil. İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem, Birleşmiş Milletler (BM) raportörleri ve Amnesty International gibi kuruluşlar, yıllardır İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında ırk ayrımına dayalı bir sistem uyguladığını belirtiyor. Ancak AB gibi büyük bir gücün dış politika şefinin bu terimi kullanması, uluslararası hukukun işleyişi ve İsrail'e yönelik olası yaptırımlar açısından önemli bir adım olabilir. Borrell'in açıklamaları, AB'nin İsrail'e yönelik tutumunda bir değişikliğe işaret ediyor olabilir; ancak bu değişimin ne kadar somut adımlara dönüşeceği belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB Dış Politika Şefi'nin bu açıklaması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve İsrail ile gergin ilişkileri bağlamında önem taşıyor. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Filistin topraklarındaki politikalarını apartheid olarak nitelendiriyor ve bu konuda uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeye çalışıyor. Borrell'in benzer bir ifade kullanması, Türkiye'nin tezlerini diplomatik alanda güçlendirebilir ve AB ile ortak bir zemin oluşmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, AB'nin İsrail'e yönelik olası yaptırımları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel güvenlik dengeleri üzerinde de etkili olabilir. Türkiye'nin bu gelişmeyi, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabalarına karşı bir koz olarak kullanması muhtemel.