İran'ın kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde Cumartesi günü yüzlerce protestocu, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin ABD ile bir barış anlaşması imzalanacağını duyurmasının ardından Dışişleri Bakanlığı binası önünde toplandı. Göstericiler, Arakçi aleyhine sloganlar atarak anlaşmaya karşı çıktı. Olaylar, Arakçi'nin devlet televizyonunda yayınlanan bir röportajında, İran'ın ABD ile kapsamlı bir anlaşma için hazır olduğunu belirtmesinin hemen ardından patlak verdi. Gösterilerde herhangi bir şiddet olayı yaşanmazken, güvenlik güçleri çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Bu gelişme, İran'da yıllardır süren ekonomik kriz ve uluslararası yaptırımların gölgesinde, halkın dış politika konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.
Protestoların arka planı
Abbas Arakçi, İran devlet televizyonunda yayınlanan röportajında, ülkesinin ABD ile kapsamlı bir barış anlaşması imzalama konusunda ciddi olduğunu söyledi. Arakçi, anlaşmanın nükleer program, bölgesel güvenlik ve ekonomik işbirliği gibi konuları kapsayacağını ifade etti. Açıklama, İran'da hem iktidar içinde hem de halk arasında tartışmalara yol açtı. Özellikle muhafazakar kesimler, ABD ile herhangi bir anlaşmayı 'batılılaşma' ve 'bağımlılık' olarak görüp sert tepki gösterdi. Meşhed, İran'ın en dindar ve muhafazakar şehirlerinden biri olarak biliniyor; bu nedenle protestoların burada başlaması anlamlı. 2015'teki nükleer anlaşma (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) sonrası da benzer protestolar yaşanmış, anlaşma 2018'de ABD'nin çekilmesiyle çökmüştü.
Göstericiler arasında yer alan bir öğretmen, ''Dışişleri Bakanı ülkemizi ABD'ye peşkeş çekiyor. Biz hiçbir zaman Amerikan emperyalizmiyle masaya oturmayı kabul etmeyeceğiz'' dedi. Bir başka protestocu ise ''Bu anlaşma, ülkemizin bağımsızlığına ihanettir. Halk olarak bedel ödemeye hazırız'' ifadelerini kullandı. İran polisi, gösterilerin barışçıl olduğunu ve herhangi bir gözaltının yaşanmadığını duyurdu.
Bölgesel boyut
İran'ın ABD ile barış anlaşması arayışı, bölgesel güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve İsrail, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda derin endişeler taşıyor. Eğer ABD ile İran arasında bir anlaşma sağlanırsa, bu durum İran üzerindeki yaptırımların hafiflemesine ve İran ekonomisinin rahatlamasına yol açabilir. Ancak bu, Suudi Arabistan ve İsrail'in itirazlarıyla karşılaşabilir. İran'ın bölgesel gücü, özellikle Yemen, Suriye, Irak ve Lübnan'daki nüfuzu nedeniyle, anlaşmanın Ortadoğu'daki güç dengesini yeniden şekillendirmesi bekleniyor. Rusya ve Çin de İran'la ilişkilerinde bu durumu dikkate alacaktır.
İran halkı, yıllardır süren ekonomik kriz ve yaptırımların ağırlığı altında ezilirken, dış politikada atılacak her adım doğrudan günlük yaşamı etkiliyor. Meşhed'deki protestolar, İran toplumunun bu konuda ne kadar kırılgan ve duyarlı olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınırı paylaşan ve bölgesel konularda işbirliği yapmak zorunda olduğu bir komşusudur. İran'ın ABD ile yapacağı olası bir barış anlaşması, Türkiye açısından birkaç boyutta önem taşır: Birincisi, anlaşma İran üzerindeki yaptırımları hafifletirse, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatı kolaylaşabilir, enerji maliyetleri düşebilir. İkincisi, İran'ın bölgesel gücünün artması, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını etkileyebilir; bu ülkelerdeki nüfuz mücadelesi yeni boyutlar kazanabilir. Üçüncüsü, İran'la ABD arasındaki yakınlaşma, Türkiye'nin ABD'yle ilişkilerinde İran faktörünü yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Türkiye, bu süreçte hem İran'la hem ABD'yle dengeli bir politika izlemek zorunda kalacaktır. Ayrıca, İran'daki protestoların benzerinin Türkiye'de de yaşanmaması için Ankara, dış politikada toplumsal hassasiyetleri gözetmek durumundadır.