Katar ve Kuveyt, ABD ile İran arasında devam eden dolaylı görüşmelerde kaydedilen ilerlemeyi desteklediklerini açıkladı. Körfez ülkeleri, bölgesel gerginliğin azaltılması ve nükleer anlaşmaya dönüş umuduyla yürütülen diplomatik çabaların arkasında duruyor. Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, müzakerelerin olumlu bir atmosferde ilerlediği ve tarafların karşılıklı anlayışa yaklaştığı belirtildi. Kuveyt ise benzer bir tutum sergileyerek, diyaloğun bölge barışına katkı sağlayacağını vurguladı.
Görüşmelerin arka planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, Umman'ın başkenti Maskat'ta gerçekleşiyor. İki taraf arasında 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması, yaptırımların kaldırılması ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması gibi konular masada. ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve 'maksimum baskı' politikasını başlatması, ardından İran'ın nükleer programını hızlandırması, gerilimi tırmandırmıştı. Biden yönetimi, anlaşmaya dönmek için müzakereleri yeniden başlattı, ancak süreç tıkanmış durumdaydı. Son haftalarda yapılan toplantılar, ilerleme sinyalleri veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programının bölgesel güvenlik üzerindeki etkisinden endişe duyuyor. Katar ve Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin aksine İran'la daha ılımlı ilişkiler yürütüyor. Bu ülkeler, diplomatik çözümün bölgede istikrar sağlayacağını düşünüyor. Ayrıca, ABD ile İran arasında bir anlaşma, Yemen'deki savaş ve Husi saldırıları gibi diğer krizlere de olumlu yansıyabilir. Küresel ölçekte, anlaşma petrol piyasalarını rahatlatabilir ve İran'ın enerji ihracatını artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmelerinde ilerleme, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından önemli. Türkiye, İran'la enerji ticareti yapıyor ve komşusuyla istikrarlı ilişkiler sürdürmek istiyor. Yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ve petrol alımını kolaylaştırabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer dosyasının çözümü, Türkiye'nin güney sınırında olası bir askeri çatışma riskini azaltır. Ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Ankara'nın Suriye ve Irak politikalarını etkileyebilir. Türkiye, dengeli bir yaklaşımla hem Batı'yla hem de Tahran'la ilişkilerini korumaya çalışıyor.