Avrupa Komisyonu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırgan savaşı nedeniyle üye ülkelere sığınan askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklerin geçici koruma statüsünün kaldırılması yönünde bir öneri sundu. Bu adım, Ukrayna’nın savaş alanındaki insan gücü açığını kapatmak için yurt dışındaki vatandaşlarını geri çağırma çabalarıyla doğrudan bağlantılı. Ukrayna yönetimi, yurt dışındaki askerlik yükümlülüğü altındaki erkeklerin ülkeye dönmesini sağlamak için AB’den somut adımlar bekliyor. Komisyonun teklifi, birçok AB üyesi ülke tarafından da destekleniyor. Ancak bu karar, savaştan kaçan sivillerin korunmasına ilişkin uluslararası hukuk normları açısından tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Gelişmenin arka planı: Koruma statüsünün sınırları tartışılıyor
Ukrayna’da savaş başladığında AB, 2022 Mart ayında olağanüstü bir kararla Ukrayna vatandaşlarına geçici koruma statüsü tanımıştı. Bu statü, savaştan kaçan milyonlarca insanı kapsıyor ve AB ülkelerinde kalma, çalışma ve eğitim gibi haklar sağlıyor. Ancak Avrupa Komisyonu’nun yeni teklifi, bu statünün askerlik çağındaki erkekler için geçerli olmaması gerektiğini öne sürüyor. Gerekçe olarak, bu kişilerin askerlik yükümlülüğü altında olması ve ülkelerini savunmak için geri dönmeleri gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, koruma statüsünün ‘sivil’ nüfusa yönelik bir insani yardım mekanizması olduğu, askere alınabilir erkeklerin ise bu kapsamda değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Ukrayna hükümeti, savaşın uzamasıyla birlikte asker sayısını artırma baskısı altında. Kiev, yurt dışında yaşayan yüz binlerce erkek vatandaşının ülkeye dönmesi için AB ülkelerinin bu kişilere sağladığı koruma ve sosyal hakları sınırlandırmasını istiyor. AB ülkeleri arasında Polonya, Çekya ve Baltık ülkeleri gibi Ukrayna’ya en yakın olanlar, bu teklife destek veriyor. Ancak Almanya ve Fransa gibi ülkeler, insan hakları ve sığınmacıların korunması boyutunu öne çıkararak ihtiyatlı yaklaşıyor. Sivil toplum örgütleri ise, bu kararın savaştan kaçan erkeklerin zorla askere gönderilmesine yol açabileceğini ve uluslararası hukuka aykırı olabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB’nin sığınma politikasında yeni bir dönem
Bu gelişme, AB’nin 2015’teki mülteci krizinden bu yana en büyük sığınma politikası gerilimlerinden birini yansıtıyor. Ukrayna’dan kaçan yaklaşık 4,5 milyon kişi hâlâ AB ülkelerinde geçici koruma statüsüyle yaşıyor. Bunların önemli bir kısmını askerlik çağındaki erkekler oluşturuyor. AB içinde, Ukrayna’ya destek verme konusunda birlik olmasına rağmen, savaşın maliyeti ve insan gücü ihtiyacı giderek daha fazla tartışılıyor. Komisyon’un teklifi, savaşın üçüncü yılına yaklaşırken AB’nin ‘koruma’ ve ‘dayanışma’ kavramlarını yeniden tanımlama çabası olarak görülüyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, yurt dışındaki Ukraynalıların ülkeye dönmesi için çağrılarını sıklaştırdı. Kiev, savaşın seyrini değiştirebilmek için asker sayısını artırmak zorunda. Bu nedenle, AB’nin koruma statüsünü daraltması, Ukrayna için kritik bir insan gücü kaynağı sağlayabilir. Ancak bu adım, AB’nin uluslararası taahhütleri ve insan hakları normlarıyla çelişebilir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), savaştan kaçan kişilerin ‘zorunlu geri dönüş’ baskısına maruz kalmaması gerektiğini vurguluyor. Stratejik olarak, bu karar AB’nin Ukrayna’ya desteğinin somut bir göstergesi olsa da, üye ülkeler arasındaki görüş farklılıkları nedeniyle uygulanması zaman alabilir. Ayrıca, bu teklifin Rusya tarafından propaganda amaçlı kullanılması da muhtemel; Moskova, AB’nin Ukraynalıları ‘savaşa sürüklediği’ iddiasını güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşı başladığından beri hem Rus hem Ukraynalı sığınmacılara kapılarını açmış, özellikle Ukraynalı vatandaşlara kolaylıklar sağlamıştı. AB’nin bu hamlesi, Türkiye’deki Ukraynalı sığınmacılar üzerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, Küresel Güney ve Avrupa arasında artan sığınmacı geriliminin bir yansıması olarak okunabilir. Türkiye, kendi uzun süreli sığınmacı politikalarıyla bu tür ‘koruma statüsü’ tartışmalarına yabancı değil. AB’nin Ukraynalı erkekler için korumayı kaldırma girişimi, Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara yönelik ‘gönüllü geri dönüş’ politikasıyla bazı benzerlikler içeriyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının Ukrayna’daki insani krize yaklaşımını yeniden değerlendirmesi gerektiğini gösterebilir. Ayrıca, Türkiye’nin NATO müttefiki Ukrayna’ya askeri desteği sürerken, AB’nin sivilleri askeri hedeflerle ayırma çabası, ittifak içindeki ‘insan gücü savaşı’ algısını güçlendiriyor. Türkiye’nin bu süreçte Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklerken insani boyutu da koruyan bir denge politikası izlemesi beklenir.