Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA), 'sonsuz kimyasallar' olarak bilinen PFAS grubunun bir üyesi olan trifloroasetik asidin (TFA) insan üreme sistemi üzerinde toksik etkileri olduğunu resmen teyit etti. Ajans, bu maddenin doğurganlığı azaltabileceğini ve fetal gelişimi olumsuz etkileyebileceğini belirtti. 2025 yılında yapılan bir araştırmada, başta Paris olmak üzere Fransa'nın çeşitli bölgelerinden alınan 30 su numunesinin 24'ünde TFA'ya rastlandı. Bu durum, kimyasalın yaygınlığını ve potansiyel halk sağlığı riskini gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı: TFA nedir ve neden tehlikeli?
TFA, PFAS olarak adlandırılan ve binlerce farklı kimyasalı kapsayan bir ailenin en basit üyesidir. 'Sonsuz kimyasallar' olarak anılmalarının sebebi, doğada çok uzun süre bozulmadan kalmaları ve canlı dokularında birikebilmeleridir. TFA, özellikle tarım ilaçları, soğutucu gazlar ve bazı endüstriyel işlemlerin yan ürünü olarak ortaya çıkıyor. Yağmurlarla yeryüzüne inen bu madde, yer altı sularına ve içme suyu kaynaklarına karışıyor. ECHA, yaptığı değerlendirmede TFA'nın Avrupa Birliği genelinde 'üreme için toksik' olarak sınıflandırılması gerektiğine karar verdi. Bu karar, maddenin daha sıkı düzenlemelere tabi tutulmasının önünü açıyor.
Paris'teki ölçümlerin yanı sıra, Almanya ve Hollanda'da da TFA seviyelerinin yüksek olduğu rapor edildi. Bilim insanları, mevcut su arıtma teknolojilerinin TFA'yı tamamen uzaklaştırmada yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. Bu durum, milyonlarca insanın musluk suyu yoluyla bu kimyasala maruz kaldığı anlamına geliyor. Avrupa Çevre Ajansı (AÇA), TFA'nın yanı sıra diğer PFAS bileşiklerinin de insan sağlığı üzerinde kanserojen, bağışıklık sistemi bozucu ve hormonal etkileri olabileceğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB'den önce adım atan ülkeler
ECHA'nın kararı, PFAS maddelerine yönelik küresel regülasyon çabalarının bir parçası. Avrupa Birliği, 2023 yılında PFAS kullanımını büyük ölçüde kısıtlamayı öngören bir yasa teklifi sunmuştu. Ancak TFA, bu teklifin kapsamı dışında kalmıştı. Şimdi ise ajansın kararıyla birlikte TFA'nın da kısıtlanması gündeme geldi. AB dışında, ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) da içme sularında PFAS seviyeleri için zorunlu sınır değerler belirlemeye hazırlanıyor. Danimarka, İsveç ve Norveç gibi ülkeler ise PFAS kullanımını ulusal düzeyde zaten sınırlamış durumda.
Bu gelişmelerin arka planında, kimya endüstrisinin yoğun lobi faaliyetleri bulunuyor. PFAS üreticileri, bu maddelerin birçok kritik sektörde vazgeçilmez olduğunu savunurken, çevre örgütleri daha hızlı ve kapsamlı bir yasaklama talep ediyor. Avrupa'da yürütülen sivil toplum kampanyaları, 'PFAS kirliliğine son' çağrısını yüksek sesle dile getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile olan gümrük birliği ve uyum süreci kapsamında, AB'nin kimyasal düzenlemelerini yakından takip etmektedir. ECHA'nın TFA kararı, Türkiye'de de benzer düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılabilir. Türkiye'de tarım ilaçları ve soğutucu gazlar yaygın olarak kullanıldığından, TFA kirliliğinin Türkiye'de de ciddi boyutlara ulaşmış olması muhtemeldir. Su kaynaklarının korunması ve halk sağlığı açısından, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın içme sularında PFAS izleme programı başlatması ve AB standartlarını referans alarak sınır değerler belirlemesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'deki üreticilerin AB pazarına ihracat yaparken bu yeni düzenlemelere uyum sağlaması gerekecektir.