ABD’de geçen ay güneş enerjisi, tarihte ilk kez kömürden daha fazla elektrik üreterek enerji sektöründe bir dönüm noktasına imza attı. Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, Nisan 2025’te güneş enerjisi santralleri toplam 89,2 teravatsaat elektrik üretirken, kömür santrallerinin üretimi 85,4 teravatsaatte kaldı. Bu, ABD’nin enerji dönüşümünde bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
On yıl önce ABD’de kömür, elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılarken güneşin payı yüzde 1’in altındaydı. Ancak güneş paneli maliyetlerindeki yüzde 89’luk düşüş, federal ve eyalet düzeyindeki teşvikler ile artan çevresel düzenlemeler kömürün gerilemesine yol açtı. EIA verilerine göre, ABD’de kömürle çalışan santrallerin toplam kapasitesi 2010’dan bu yana yüzde 40 azaldı ve birçok tesis emisyon standartlarını karşılayamayarak kapatıldı.
Öte yandan güneş enerjisi kapasitesi son beş yılda üç katına çıktı. Özellikle Teksas, Kaliforniya ve Florida gibi güneşli eyaletlerde büyük ölçekli güneş çiftlikleri devreye alınırken, çatı üstü güneş panelleri de yaygınlaştı. Nisan ayındaki üretim rekorunda, ilkbahar aylarında artan güneşlenme süresiyle birlikte düşük talebin de etkisi oldu; nitekim kömür santralleri genellikle baz yük talebi için çalışırken, güneş enerjisi talebin düşük olduğu dönemlerde daha fazla pay alabiliyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD’deki bu gelişme, küresel enerji dönüşümünün bir yansıması. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, 2024 yılında dünya genelinde güneş enerjisi yatırımları petrol ve doğalgaza yapılan yatırımları ilk kez geride bıraktı. Çin, Avrupa Birliği ve Hindistan gibi büyük ekonomiler de güneş enerjisi kapasitelerini hızla artırıyor. Ancak ABD’nin bu başarısı, federal politikalar arasındaki belirsizliklere rağmen geldi. Biden yönetiminin Enflasyonu Düşürme Yasası kapsamında sağladığı vergi teşvikleri önemli bir faktör olsa da, bazı eyaletlerde güneş enerjisinin yaygınlaşmasına yönelik düzenleyici engeller bulunuyor.
Kömür santrallerinin kapatılması, sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Kömür madenciliğine bağımlı bölgelerde iş kayıpları yaşanırken, yenilenebilir enerji sektörü yeni istihdam alanları yaratıyor. Ancak kömür santrallerinin ani kapanması, şebeke güvenilirliği konusunda endişelere de yol açıyor. Nitekim bu yılın başlarında, sert bir kış fırtınası sırasında rüzgar ve güneş üretiminin düşmesiyle bazı bölgelerde enerji kesintileri yaşanması, kesintisiz enerji arzı için depolama çözümlerinin önemini ortaya koydu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’de güneş enerjisinin kömürü geçmesi, Türkiye için de önemli bir referans niteliği taşıyor. Türkiye, son on yılda güneş enerjisi kurulu gücünü önemli ölçüde artırarak toplam elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payını yüzde 45’e çıkardı. Ancak kömür, hâlâ elektrik üretiminde yüzde 30’un üzerinde bir paya sahip. ABD örneği, doğru teşvik mekanizmaları ve yatırım ortamının sağlanması halinde güneş enerjisinin kömürle rekabet edebileceğini gösteriyor. Türkiye’nin enerji ithalat bağımlılığını azaltma hedefi doğrultusunda, güneş enerjisi yatırımlarını hızlandırması ve lisanssız üretim ile depolama kapasitesini artırması, hem enerji güvenliği hem de iklim taahhütleri açısından kritik önem taşıyor.