ABD'de emeklilerin en büyük savunucu kuruluşu AARP, Trump yönetiminin Salı günü yayımladığı yıllık Sosyal Güvenlik raporunu 'uyandırma çağrısı' olarak nitelendirerek, programın geleceği için acil adımlar atılması çağrısında bulundu. Sosyal Güvenlik ve Medicare mütevelli heyetinin yayımladığı raporda, Sosyal Güvenlik'in Yaşlılık ve Hayatta Kalanlar Sigortası (OASI) fonunun 2034 yılına kadar tükenmesinin beklendiği, bu tarihten sonra mevcut vergi gelirleriyle taahhüt edilen yardımların yalnızca yüzde 79'unun ödenebileceği belirtildi. En kötümser senaryoda ise fonun 2031'de bitmesi öngörülüyor.
Raporun ayrıntıları ve AARP'nin tepkisi
Sosyal Güvenlik mütevelli heyeti raporu, 2023 yılı itibarıyla programın biriktirdiği 2,7 trilyon dolarlık rezervin, artan yaşlı nüfus ve düşük doğum oranları nedeniyle hızla erimekte olduğunu gösteriyor. Rapora göre, 2024'te Sosyal Güvenlik'e ödenen toplam vergiler 1,4 trilyon doları bulurken, yapılan ödemeler 1,5 trilyon doları aştı. Açık, faiz gelirleri ile kapatılmaya çalışılsa da uzun vadede sürdürülebilir olmadığı vurgulanıyor. AARP CEO'su Jo Ann Jenkins, yaptığı açıklamada 'Bu rapor, Kongre'nin çalışan Amerikalıların ve emeklilerin hak ettiği güvenceyi sağlamak için harekete geçmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Koltukta oturup beklemenin zamanı değil.' dedi. Jenkins, çözüm önerileri arasında vergi tabanının genişletilmesi, yardım formüllerinin güncellenmesi ve yaş sınırının kademeli olarak artırılması gibi seçeneklerin masada olması gerektiğini belirtti. Öte yandan, Trump yönetiminin raporu kamuoyuna duyurmasıyla birlikte, Beyaz Saray sözcüsü konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak 'Başkan Trump, Sosyal Güvenlik'in korunması konusunda kararlıdır ve Kongre ile iş birliği içinde çalışacaktır.' ifadesini kullandı. Ancak Demokratlar, raporu fırsat bilerek Cumhuriyetçileri programı kesmekle suçladı. Temsilciler Meclisi Demokrat Lideri Hakeem Jeffries, 'Sosyal Güvenlik, Amerikan emeklilerinin can simididir. Bu rapor, Cumhuriyetçilerin uzun süredir planladığı kesintiler için bir kılıf olmamalıdır.' diye konuştu.
Sosyal Güvenlik'in küresel boyutu ve benzer sistemler
Sosyal Güvenlik, 1935 yılında Büyük Buhran'ın ardından Başkan Franklin D. Roosevelt tarafından kuruldu ve bugün 67 milyondan fazla Amerikalıya aylık ödeme yapıyor. Program, çalışanlar ve işverenler tarafından ödenen bordro vergileriyle finanse ediliyor. Ancak 2010'dan bu yana, yaşlanan baby boomer kuşağının emekli olmasıyla birlikte sistemden çıkan para, giren paradan daha fazla olmaya başladı. Bu durum, ABD ile sınırlı olmayan bir sorun. Dünya genelinde pek çok gelişmiş ülke benzer demografik zorluklarla karşı karşıya. Örneğin, Japonya'da emeklilik sistemi, dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip olmanın yükü altında ezilirken, Almanya ve Fransa gibi Avrupa ülkeleri de emeklilik yaşını yükselterek sistemlerini ayakta tutmaya çalışıyor. ABD'de ise siyasi kutuplaşma, konuyu daha da karmaşık hale getiriyor. Kamuoyu yoklamaları, Amerikalıların büyük çoğunluğunun Sosyal Güvenlik'e verdiği desteğe rağmen, vergi artışı veya yardım kesintisi gibi somut adımlar konusunda ikiye bölündüğünü gösteriyor. Uzmanlar, 2034 tarihinin aslında bir kırmızı alarm olduğunu, ancak geçmişte benzer krizlerin son anda çözüldüğünü hatırlatıyor. 1983 yılında, dönemin Başkanı Ronald Reagan ve Kongre, sistemin iflasın eşiğine gelmesinin ardından bir reform paketi üzerinde anlaşarak emeklilik yaşını artırmış ve vergileri yükseltmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki Sosyal Güvenlik tartışmaları, Türkiye'nin kendi sosyal güvenlik sistemi için önemli dersler barındırıyor. Türkiye de benzer demografik baskılarla karşı karşıya: artan yaşlı nüfus, düşen doğum oranları ve kayıt dışı istihdam, SGK'nın uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. 2023 SGK raporuna göre, aktif/pasif sigortalı oranı 2,1'e gerilemiş durumda; bu, her bir emekliyi 2,1 çalışanın finanse ettiği anlamına geliyor. ABD'deki reform tartışmaları, Türkiye'nin de emeklilik yaşı, prim gün sayısı ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele gibi konularda yapısal reformları hayata geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Küresel bir eğilim olarak, gelişmiş ekonomilerin sosyal güvenlik sistemlerinin yeniden yapılandırılması, Türkiye'nin sosyal devlet anlayışını güçlendirme çabalarına ışık tutabilir.