ABD'nin eski Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan'la yapılan sivil nükleer enerji anlaşmasına, anlaşmanın imzalanmasından sonra Abraham Anlaşmaları'na katılım şartını eklediği ortaya çıktı. CNN'in üst düzey kaynaklara dayandırdığı habere göre, bu son dakika değişikliği hem ABD Enerji Bakanlığı'nı hem de Suudi yetkilileri hazırlıksız yakaladı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Son Dakika Değişikliği
Söz konusu anlaşma, Trump yönetiminin son günlerinde Suudi Arabistan'a sivil nükleer teknoloji transferini öngörüyordu. Ancak Trump'ın, anlaşmanın imzalanmasının ardından metne eklenen şartla birlikte Suudi Arabistan'ın, İsrail ile normalleşme sürecini başlatan Abraham Anlaşmaları'na resmen katılmasını talep ettiği belirtiliyor. Bu talep, anlaşmanın uygulanabilirliğini ciddi şekilde etkiledi.
CNN'in haberine göre, ABD Enerji Bakanlığı yetkilileri, bu değişikliğin kendilerini şaşırttığını ve anlaşmanın imzalanma sürecinde böyle bir koşulun gündeme gelmediğini ifade etti. Suudi Arabistan tarafı da benzer şekilde, bu şartın kendilerine bildirilmediğini ve anlaşmanın bu haliyle kabul edilemeyeceğini belirtti.
Trump yönetiminin Orta Doğu barış sürecine yönelik çabalarının bir parçası olarak görülen bu hamle, Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirme konusundaki isteksizliğiyle çelişiyor. Suudi yetkililer, Filistin meselesi çözülmeden böyle bir adım atılamayacağını daha önce defalarca vurgulamıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'daki güç dengelerini yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, nükleer enerji programını geliştirmek isterken, ABD'nin bu tür bir şartı anlaşmaya eklemesi, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programına karşı bölgesel bir denge unsuru olarak görülen Suudi nükleer programı, bu belirsizlik nedeniyle sekteye uğrayabilir.
Uzmanlar, Trump'ın bu şartının, Suudi Arabistan'ı İsrail ile normalleşmeye zorlama çabası olarak yorumluyor. Ancak bu zorlamanın bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebileceği ve Suudi Arabistan'ı Rusya ya da Çin gibi diğer nükleer tedarikçilere yöneltebileceği belirtiliyor. Özellikle Rusya'nın Suudi Arabistan'a nükleer enerji konusunda iş birliği teklifleri gündemdeyken, ABD'nin bu tutumu Riyad'ı alternatif arayışlara itebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikaları açısından önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Türkiye, bölgesel nükleer enerji programlarını yakından izlerken, Suudi Arabistan'ın nükleer alanda ABD'den bağımsızlaşma ihtimali, enerji arz güvenliği ve bölgesel denge açısından değerlendirilmesi gereken bir durum ortaya koyuyor. Ayrıca, ABD'nin bu tür dayatmalarının bölge ülkeleri üzerinde yarattığı güven bunalımı, Türkiye'nin bölgesel diplomasi çabalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, bölgede barış ve istikrarın korunmasından yana olan tutumunu sürdürürken, bu tür sürpriz manevraların bölgesel gerilimi artırma riski, Ankara tarafından dikkatle izlenmelidir.