Cluster 17 tarafından POLITICO için yapılan özel ankete göre, 2027 Fransa cumhurbaşkanlığı seçiminde aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen açık ara önde görünüyor. Anket, ikinci tura kalma mücadelesinde Jean-Luc Mélenchon (Boyun Eğmeyen Fransa) ile Édouard Philippe (Horizons) arasında kıyasıya bir yarış olduğunu ortaya koyuyor. Sosyalist Parti'nin adayı olarak görülen Raphaël Glucksmann ise yarışta tutunmaya çalışıyor.
Anketin Detayları: Le Pen'in Konumu ve İkinci Tur Yarışı
Cluster 17 anketi, 2027 cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu için yapılan senaryolarda Marine Le Pen'in oy oranını rakiplerinin oldukça üzerinde gösteriyor. Le Pen, son yıllarda yaptığı siyasi hamlelerle seçmen tabanını genişletmeyi başarmış durumda. Özellikle göç, güvenlik ve ekonomik korumacılık konularındaki söylemleri, Fransa'nın çeşitli bölgelerinde karşılık buluyor.
İkinci tur için en güçlü adaylar arasında gösterilen Jean-Luc Mélenchon ve Édouard Philippe arasındaki fark ise yok denecek kadar az. Mélenchon, sol seçmenin önemli bir bölümünü konsolide etmiş görünürken, Philippe merkez sağ ve liberal seçmenin yanı sıra eski Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un destekçilerinden de oy almayı hedefliyor. Ancak her iki isim de Le Pen'in gerisinde kalıyor.
Raphaël Glucksmann ise anketlerde daha geride bir konumda. Sosyalist Parti içindeki konumunu güçlendirmeye çalışan Glucksmann, özellikle genç ve kentli seçmen nezdinde destek arıyor. Ancak solun bölünmüş yapısı, onun ikinci tura çıkma şansını zorlaştırıyor.
Fransa Siyasetinde Değişen Dengeler ve 2027'ye Giden Yol
Fransa'da 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından siyasi tablo önemli ölçüde değişti. Emmanuel Macron'un ikinci döneminde yaşanan sosyal protestolar, emeklilik reformu tartışmaları ve göç yasası gibi konular, seçmen davranışlarını etkiledi. Aşırı sağın yükselişi, yalnızca Fransa'da değil, Avrupa genelinde de bir trend olarak dikkat çekiyor.
Marine Le Pen, 2022'deki yenilgisinin ardından partisinin imajını yumuşatma stratejisini sürdürdü. Ekonomik konularda daha ılımlı mesajlar verirken, göç ve güvenlik konularındaki sert çizgisini korudu. Bu strateji, RN'nin yerel seçimlerde ve ara seçimlerde elde ettiği başarılarla da desteklendi.
Öte yandan, sol ittifakın geleceği belirsizliğini koruyor. Boyun Eğmeyen Fransa, Sosyalist Parti, Yeşiller ve Komünistler arasındaki iş birliği, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde zorlu müzakereleri gerektiriyor. Mélenchon'un adaylığı konusundaki tartışmalar da sol içinde çatlaklara yol açabilir. Glucksmann ise daha merkez sol bir çizgi izleyerek sosyal demokrat seçmeni hedefliyor.
Merkez sağda ise Édouard Philippe, eski başbakan olarak deneyimi ve ılımlı imajıyla öne çıkıyor. Ancak Horizons partisinin tabanı, Macron'un Rönesans partisi ile olan ilişkileri ve sağ seçmenin bir kısmının RN'ye kayması gibi zorluklarla karşı karşıya.
Avrupa ve Küresel Bağlamda Fransa Seçiminin Önemi
Fransa, Avrupa Birliği'nin motor güçlerinden biri olarak, 2027 seçimleriyle yalnızca kendi geleceğini değil, aynı zamanda Avrupa'nın siyasi yönünü de belirleyecek. Almanya'da da benzer şekilde aşırı sağın yükselişi ve koalisyon hükümetlerindeki istikrarsızlık, AB içinde karar alma mekanizmalarını etkiliyor.
Marine Le Pen'in olası bir zaferi, AB'nin temel politikalarında köklü değişikliklere yol açabilir. Le Pen, geçmişte AB karşıtı söylemlerde bulunmuş, ancak son yıllarda daha pragmatik bir tutum sergileyerek Fransa'nın AB içindeki konumunu koruyacağını ima etmişti. Yine de göç, ticaret ve iklim politikalarında önemli farklılıklar bekleniyor.
Öte yandan, Ukrayna savaşı ve NATO'nun genişlemesi gibi konularda Fransa'nın pozisyonu kritik önem taşıyor. Le Pen'in Rusya ile ilişkileri geçmişte tartışma konusu olmuştu; ancak son dönemde Ukrayna'ya desteğini yineleyerek bu algıyı değiştirmeye çalışıyor. Yine de bir Le Pen yönetiminin transatlantik ilişkilerde ve Avrupa güvenlik mimarisinde yaratabileceği etkiler belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki 2027 seçimleri, Türkiye-AB ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Marine Le Pen'in cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, Türkiye'nin AB üyelik süreci ve vize serbestisi gibi konularda daha sert bir tutumla karşılaşması muhtemel. Le Pen, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine açıkça karşı çıkmıştı. Ayrıca göç ve güvenlik konularında Türkiye ile iş birliği yerine daha mesafeli bir politika izleyebilir. Öte yandan, Édouard Philippe veya Raphaël Glucksmann gibi adayların kazanması durumunda, Türkiye ile diyalog kanallarının daha yapıcı bir zemine oturması beklenebilir. Fransa'nın Doğu Akdeniz ve Suriye gibi bölgesel konulardaki tutumu da Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyecektir.