Fransa, Birleşik Krallık, Kanada ve dokuz diğer ülke, işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimleriyle ticari ilişkilerini sonlandırma kararı aldı. Karar, bölgede artan yerleşimci şiddeti ve yerleşim genişlemesinin ardından geldi. Toplam 12 ülkenin ortak açıklamasında, yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu ve ticari faaliyetlerin bu yasadışılığı destekleyemeyeceği vurgulandı.
Kararın Arka Planı ve Kapsamı
Bu karar, aylardır süren diplomatik çabaların ve uluslararası baskıların bir sonucu olarak ortaya çıktı. İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini hızlandırması ve yerleşimci şiddetindeki artış, birçok ülkeyi harekete geçmeye zorladı. Karara imza atan ülkeler arasında Fransa, Birleşik Krallık, Kanada'nın yanı sıra Avustralya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İspanya ve İsveç gibi ülkeler bulunuyor. Bu ülkeler, yerleşimlerle doğrudan veya dolaylı ticari bağlantıları olan şirketlere yönelik yaptırımlar ve uyarılar yayınlayacak.
Kararın hukuki dayanağı, Uluslararası Adalet Divanı'nın 2004 yılındaki danışma görüşü ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararına dayanıyor. Söz konusu kararlar, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği topraklardaki yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor. Dolayısıyla bu ülkeler, kendi şirketlerinin bu yerleşimlerle ticaret yapmasının kendi ulusal mevzuatlarına da aykırı olabileceğini belirtiyor.
İsrail yönetimi ise kararı sert bir dille eleştirdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, kararın "ayrımcı" ve "gerçek dışı" olduğunu savunarak, bu tür adımların barış sürecine zarar verdiğini öne sürdü. İsrail, yerleşimlerin yasal statüsünü tartışmaya açmayı reddediyor ve bu toprakları "tartışmalı" olarak nitelendiriyor. Ancak uluslararası toplumun büyük çoğunluğu, yerleşimleri açıkça yasadışı kabul ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, özellikle Avrupa Birliği içinde İsrail'e yönelik tutumun sertleştiğini gösteriyor. Daha önce AB, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda adımlar atmıştı ancak bu kez doğrudan ticaretin kesilmesi söz konusu. Kararın pratik etkisi, yerleşimlerde üretilen ürünlerin bu ülkelere ihracatının yasaklanması ve bu bölgelerde faaliyet gösteren şirketlere yönelik yatırım kısıtlamaları getirilmesi şeklinde olacak.
Filistin yönetimi kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, bunun "uluslararası hukukun üstünlüğü" açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Filistinli yetkililer, diğer ülkeleri de benzer adımlar atmaya çağırdı. Öte yandan, İsrail yanlısı lobiler, özellikle ABD'de, bu kararın İsrail'e yönelik çifte standart olduğunu savunuyor. ABD yönetimi ise henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak Biden yönetiminin yerleşim genişlemesine karşı olduğu biliniyor. Yine de ABD, İsrail'e yönelik bu tür ticari yaptırımlara mesafeli duruyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, kararın sembolik değerinin yanı sıra somut etkilerinin de olacağını belirtiyor. Yerleşimlerde üretilen tarım ürünleri, kozmetik ve şarap gibi ihraç ürünleri bu ülkelere artık giremeyecek. Ayrıca, bu yerleşimlerde faaliyet gösteren uluslararası şirketler, yatırımlarını gözden geçirmek zorunda kalabilir. Ekonomik baskı, İsrail'in yerleşim politikalarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir mi, bunu zaman gösterecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve Filistin davasını destekliyor. Bu karar, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendiriyor; zira Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini 2024 yılında askıya almıştı. Ancak Türkiye, bu tür çok taraflı girişimlerin parçası olarak yer almadı. Karar, Türkiye'nin bölgesel diplomatik etkisini artırma fırsatı sunabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin'e verdiği destek ve İsrail'e yönelik eleştirileri, Batılı ülkelerle ortak zemin bulmasını kolaylaştırabilir. Ekonomik açıdan, Türkiye'nin İsrail ile ticareti zaten sınırlı olduğundan doğrudan etkisi düşük olacak; ancak bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası arenadaki haklılığını pekiştiriyor.