ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'nde (HASC) Perşembe gecesi yapılan oylamada, 12 Demokrat üye, komitenin yaklaşık 1,15 trilyon dolarlık yıllık savunma politikası tasarısına karşı oy kullandı. Bu durum, genellikle iki partili bir işbirliğiyle yürütülen komitede nadir görülen bir bölünmeye işaret etti. Tasarıya karşı çıkanlar arasında komitenin kıdemli üyesi ve Washington eyaleti temsilcisi Adam Smith de yer aldı. Smith, Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) olarak bilinen tasarının bütçe büyüklüğü ve öncelikleri konusunda ciddi endişeler taşıdığını belirtti.
Komite içi anlaşmazlığın arka planı
HASC'in bu yılki NDAA tasarısı, 1,15 trilyon dolarlık devasa bir bütçeyi kapsıyor ve bu rakam, bir önceki yıla göre önemli bir artışı temsil ediyor. Demokratların bir kısmı, bu bütçenin askeri harcamalara aşırı odaklandığını ve iklim değişikliği, sağlık hizmetleri gibi öncelikli alanlara yeterli kaynak ayrılmadığını savunuyor. Özellikle daha ilerici kanattaki Demokratlar, savunma harcamalarının kısılması ve bu fonların sosyal programlara yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Öte yandan, bazı Cumhuriyetçiler ise tasarıyı yeterince güçlü bulmadıklarını ifade ederek, Çin ve Rusya'ya karşı caydırıcılığı artırmak için daha fazla harcama yapılması gerektiğini söylüyor. Komite içindeki bu bölünme, ABD savunma politikasının geleceği açısından kritik bir tartışmayı gözler önüne seriyor.
Adam Smith, oylama öncesinde yaptığı açıklamada, tasarının mevcut haliyle ABD'nin karşı karşıya olduğu tehditlere yanıt vermekten uzak olduğunu ve nükleer silahlanma yarışını körükleyebileceğini belirtti. Smith, ayrıca tasarının, askeri personelin maaş artışı ve aile desteği gibi konularda yetersiz kaldığını da eleştirdi. Ancak son anda yapılan bazı değişikliklerle, maaş artışları ve altyapı yatırımları gibi konularda küçük iyileştirmeler yapıldı. Buna rağmen 12 Demokrat, tasarıyı yeterli bulmayarak karşı oy kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD savunma bütçesindeki bu tartışma, sadece iç politika açısından değil, küresel güvenlik dengeleri açısından da büyük önem taşıyor. Çin'in artan askeri gücü ve Rusya'nın Ukrayna savaşındaki tutumu, ABD'nin savunma stratejisini doğrudan etkiliyor. Tasarı, Hint-Pasifik bölgesinde Çin'e karşı caydırıcılık için ek kaynaklar ayırmanın yanı sıra, Ukrayna'ya askeri yardımı da içeriyor. Ancak Demokratların bir kısmı, bu harcamaların sürdürülemez olduğunu ve ABD'nin daha fazla borçlanmasına yol açacağını iddia ediyor. Avrupa ve Asya-Pasifik müttefikleri ise, ABD'nin askeri taahhütlerine bağlı kalıp kalmayacağını yakından izliyor. Tasarının Temsilciler Meclisi'nde kabul edilmesi halinde, Senato'da da benzer bir müzakere süreci yaşanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD savunma bütçesindeki bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan olmasa da dolaylı etkiler barındırıyor. ABD'nin savunma harcamalarındaki artış, özellikle Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki askeri varlığını etkileyebilir. Türkiye, NATO müttefiki olarak ABD'nin bölgesel güvenlik politikalarından doğrudan etkileniyor. Ayrıca, tasarıda yer alan F-35 programı ve CAATSA yaptırımları gibi konular, Türk-Amerikan ilişkilerinde hassas başlıklar olarak öne çıkıyor. Bu tür bütçe tartışmaları, ABD'nin Türkiye'ye yönelik askeri yardım ve işbirliği kararlarını da şekillendirebilir. Dolayısıyla, yasa tasarısının nihai hali, Türkiye'nin savunma sanayii ve dış politika hesapları açısından yakından izlenmelidir.