11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti. New York'taki İkiz Kuleler'e ve Pentagon'a düzenlenen saldırıların ardından küresel terörle mücadelenin odak noktası haline gelen El Kaide, artık bir zamanlar olduğu gibi dünya çapında eylem yapabilen merkezi bir terör örgütü değil. Örgütün çekirdek liderliği büyük ölçüde etkisiz hale getirildi; ancak Afrika ve Asya'daki bağlantılı gruplar güçlü varlığını sürdürüyor. Uzmanlar, El Kaide'nin ideolojik mirasının ve bölgesel uzantılarının uzun vadeli bir güvenlik sorunu olmaya devam ettiği görüşünde.
Merkezi liderlikten bölgesel ağlara: El Kaide'nin dönüşümü
11 Eylül saldırılarının ardından ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon, Afganistan'da El Kaide'nin sığındığı Taliban rejimini devirdi. Örgütün lideri Usame bin Ladin, 2011 yılında Pakistan'ın Abbottabad kentinde düzenlenen bir operasyonla öldürüldü. Bu tarihten sonra El Kaide'nin merkezi komuta yapısı hızla zayıfladı. Drone saldırıları, istihbarat operasyonları ve yerel müttefiklerin baskısıyla örgütün üst düzey yöneticileri birer birer etkisiz hale getirildi. Bugün El Kaide'nin Ayman el-Zevahiri'nin ölümünün ardından merkezi bir liderlikten yoksun olduğu, örgütün adeta başsız kaldığı belirtiliyor.
Ancak bu durum, El Kaide'nin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Örgüt, Irak ve Suriye'deki iç savaşlardan beslenerek 2010'lu yıllarda IŞİD'in yükselişine zemin hazırladı. Her ne kadar IŞİD 2014'te El Kaide'den kopmuş olsa da, El Kaide bağlantılı gruplar özellikle Afrika'nın Sahel bölgesi, Somali, Yemen ve Suriye'de etkili olmaya devam ediyor. Bu gruplar yerel halkla kurdukları ilişkiler ve sundukları yönetim modeliyle devlet otoritesinin zayıf olduğu bölgelerde alternatif bir güç merkezi haline gelmiş durumda.
Uzmanlara göre El Kaide'nin stratejisi değişti: Artık Batı'ya yönelik büyük çaplı saldırılar yerine bölgesel hakimiyet ve yerel yönetimlerle çatışma ön planda. Bu da örgütün kısa vadede küresel bir tehdit olmaktan çok, bölgesel istikrarsızlık kaynağı olduğunu gösteriyor.
Afrika ve Asya'da uzantılar: El Kaide'nin yeni merkezleri
El Kaide'nin en güçlü uzantılarından biri olan El Kaide Hindistan Alt Kıtası (AQIS), Bangladeş, Hindistan ve Pakistan'da faaliyet gösteriyor. Örgüt, özellikle Keşmir'deki ayrılıkçı hareketlerle bağlantılı olmakla birlikte, son yıllarda bölgede etkinliğini artırma çabasında. Ancak Pakistan ve Hindistan'ın istihbarat birimlerinin ortak operasyonları, bu yapının hareket alanını daraltıyor.
Afrika'da ise El Kaide'nin en aktif kolu olan Nusret el-İslam (JNIM), Mali, Burkina Faso, Nijer ve Senegal'de etkili. Sahel bölgesinde devlet otoritesinin çöküşü, bu grubun kontrol alanını genişletmesine olanak tanıdı. Fransa'nın bölgeden çekilmesi ve Batı Afrika devletlerinin askeri darbelerle sarsılması, JNIM'in işine geldi. Somali'de El Şebab, 2011'den bu yana başkent Mogadişu'da ve kırsalda kanlı saldırılar düzenliyor. 2022'de Mogadişu'da bir otel saldırısında 100'den fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Yemen'de Arap Yarımadası El Kaidesi (AQAP), ülkedeki iç savaştan faydalanarak güney bölgelerde varlık gösteriyor. Suriye'de ise El Kaide bağlantılı gruplar, muhalefet içindeki diğer örgütlerle zaman zaman çatışsa da rejim karşıtı cephenin bir parçası olmayı sürdürüyor. Bu da örgütün bölgesel aktörlerle pragmatik ittifaklar kurabildiğini gösteriyor.
Uzmanlar, El Kaide'nin merkezi bir tehdit olmaktan çıkıp, birbirinden bağımsız hareket eden bölgesel yapılar haline geldiğini vurguluyor. Bu durum, örgütle mücadeleyi daha da karmaşık hale getiriyor; çünkü her bir uzantı farklı dinamiklere sahip ve yerel koşullara göre şekilleniyor.
Küresel terörle mücadelenin değişen dengeleri
11 Eylül sonrası dönemde ABD, "teröre karşı küresel savaş" doktriniyle Afganistan ve Irak'a askeri müdahalelerde bulundu. Bu müdahaleler El Kaide'yi zayıflatsa da bölgede yeni istikrarsızlıklara yol açtı. 2021'de ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi ve Taliban'ın yeniden iktidara gelmesi, El Kaide için yeniden hareket alanı yaratabilir. Nitekim BM raporları, Taliban yönetimi altında El Kaide militanlarının Afganistan'da rahatça barınabildiğini gösteriyor.
Öte yandan IŞİD'in 2014'te halifelik ilan etmesi ve ardından gelen yenilgiler, cihatçı hareket içinde rekabeti artırdı. El Kaide, IŞİD'e kıyasla daha az medyatik ama daha derinlemesine kök salma stratejisi izliyor. Bu da onu uzun vadede daha tehlikeli kılabilir. Batılı istihbarat servisleri, El Kaide'nin yeniden küresel eylem kapasitesine ulaşma ihtimalini düşük görse de, bölgesel yapıların kontrolsüz büyümesi endişe verici.
Bugün gelinen noktada El Kaide, 11 Eylül'deki gibi bir saldırıyı gerçekleştirecek kapasiteden yoksun olsa da, ideolojisi ve bölgesel uzantılarıyla küresel güvenliği tehdit etmeyi sürdürüyor. Örgütün tamamen ortadan kalkması için yalnızca askeri operasyonlar değil, aynı zamanda yerel yönetişimin güçlendirilmesi ve ekonomik kalkınma da gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Kaide'nin dönüşümü, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından doğrudan sonuçlar doğuruyor. Örgütün Suriye ve Irak'taki uzantıları, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar politikalarını yakından ilgilendiriyor. Ayrıca Afrika'da artan El Kaide etkisi, Türkiye'nin kıtadaki ekonomik ve diplomatik açılımlarını tehdit edebilir. Sahel'deki istikrarsızlık, Türk iş insanlarının ve yatırımlarının güvenliğini riske atıyor. Türkiye, terörle mücadelede istihbarat paylaşımı ve kapasite inşası konusunda bölgesel aktörlerle işbirliğini artırarak hem kendi güvenliğini hem de bölgesel çıkarlarını korumak durumunda.