Wall Street Journal'ın perşembe günü yayımladığı habere göre İran, balistik füze üretimine yeniden başladı. Gazete, Tahran'ın mevcut bileşenleri kullanarak yeni füzeler monte ettiğini ve bu gelişmenin, Trump yönetiminin aylardır süren çatışmalar sonucunda İran'ın askeri kapasitesinin yok edildiği yönündeki iddialarıyla çeliştiğini belirtti. Haberde, İran'ın elindeki parçalarla yeni balistik füzeler ürettiği ve üretim hattını yeniden faaliyete geçirdiği ifade edildi. Konuya ilişkin bağımsız bir doğrulama bulunmuyor; ancak haber, bölgesel gerilimin yeniden tırmanabileceği sinyalini veriyor.
Gelişmenin arka planı
İran'ın balistik füze programı, yıllardır Batı başkentlerinin gündeminde. Tahran, füze kapasitesini savunma stratejisinin temel unsuru olarak görüyor ve özellikle 2015 nükleer anlaşması sonrasında füze denemelerini sürdürdü. Trump yönetimi, 2018'de anlaşmadan çekilerek İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu. Son aylarda ABD ile İran arasında yaşanan ve zaman zaman sıcak çatışmaya dönüşen gerilimde, Washington yönetimi İran'ın füze üretim tesislerinin vurulduğunu ve programın büyük ölçüde sekteye uğradığını savunuyordu. Wall Street Journal'ın haberine göre ise İran, mevcut yedek parçaları ve stoklarındaki bileşenleri kullanarak üretimi yeniden başlattı. Bu durum, askeri operasyonların İran'ın füze programını kalıcı olarak durdurmadığını gösteriyor. Uzmanlar, İran'ın üretim kapasitesinin tam olarak ne düzeyde olduğunu ve yeni füzelerin ne kadarının sahaya sürülebileceğini henüz netleştiremiyor. Haberde, üretimin hangi tesislerde yapıldığına veya yeni füzelerin menzil ve teknik özelliklerine dair ayrıntı yer almıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın balistik füze üretimini yeniden başlatması, Orta Doğu'daki güç dengesini doğrudan etkiliyor. Tahran'ın füze kabiliyeti, başta İsrail ve Suudi Arabistan olmak üzere bölge ülkeleri için güvenlik tehdidi olarak algılanıyor. ABD'nin askeri baskı stratejisinin sonuç verip vermediği tartışılırken, İran'ın üretimi sürdürmesi Washington'ın caydırıcılık iddiasını zayıflatıyor. Öte yandan İran, nükleer programıyla ilgili müzakerelerde füze kabiliyetini pazarlık kozu olarak kullanmayı sürdürüyor. Avrupalı güçler, İran'ın füze denemelerini kınasa da Tahran, programın savunma amaçlı olduğunu ve görüşmelerin dışında tutulması gerektiğini savunuyor. Wall Street Journal'ın haberi, Beyaz Saray'ın İran'ın askeri kapasitesinin imha edildiği yönündeki açıklamalarına gölge düşürürken, bölgede yeni bir tırmanma riskini de beraberinde getiriyor. İran'ın üretime devam etmesi, Körfez ülkelerinin savunma harcamalarını artırmasına ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, İran'ın füze teknolojisini vekil gruplara transfer etme ihtimali, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirebilir. Bu gelişme, nükleer anlaşmanın canlandırılmasına yönelik diplomatik çabaları da zora sokabilir; zira Batılı ülkeler, füze programını nükleer dosyayla birlikte ele almak istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın balistik füze üretimini yeniden başlatması, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika gündemini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile uzun bir sınırı paylaşan ve bölgesel denklemde hassas bir denge gözeten bir ülke olarak, füze programındaki canlanmayı dikkatle izliyor. İran'ın füze kapasitesindeki artış, Türkiye'nin savunma planlamasında ve NATO içindeki pozisyonunda yeni değerlendirmeleri gündeme getirebilir. Öte yandan Türkiye, İran'a yönelik yaptırımların bölgesel istikrara zarar vermemesi gerektiğini savunuyor ve diplomatik çözümden yana bir tutum sergiliyor. İran'ın füze üretimini sürdürmesi, Türkiye'nin arabuluculuk rollerini ve enerji işbirliğini de etkileyebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor.