New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, seçim kampanyasının en önemli vaatlerinden biri olan sınıf mevcutlarının küçültülmesi konusunda geri adım attı. ABD'nin en büyük okul sistemi olan New York City okullarında sınıfların daraltılmasına yönelik zorunlu uygulamanın ertelendiği duyuruldu. Bu gelişme, özellikle eğitim reformu vaatleriyle başkanlık koltuğuna oturan Mamdani için siyasi bir darbe niteliği taşıyor. Eğitim sendikaları ve veli grupları, karara tepki gösterirken, belediye yönetimi bütçe kısıtlamalarını gerekçe gösterdi. Kararın, özellikle düşük gelirli bölgelerdeki okullarda eğitim kalitesini olumsuz etkilemesinden endişe ediliyor.
Gelişmenin arka planı: Sınıf mevcudu vaadi neden ertelendi?
Zohran Mamdani, 2025 yılında yapılan New York belediye başkanlığı seçimlerinde, eğitim sisteminde köklü reformlar vaat ederek iktidara gelmişti. En dikkat çekici vaadi ise, ilkokul ve ortaokullarda sınıf mevcutlarını kademeli olarak 20 öğrenciye indirmekti. Ancak belediye yönetimi, artan enflasyon ve azalan federal fonlar nedeniyle bu hedefin şimdilik ertelendiğini açıkladı. Yetkililere göre, sınıf mevcudu küçültme programı için gerekli olan yıllık 1.5 milyar dolarlık ek bütçe, mevcut koşullarda karşılanamıyor.
New York Eğitim Bakanlığı verilerine göre, şu anda ortalama sınıf mevcudu 27 öğrenci. Hedeflenen 20 kişilik sınıflar için en az 10 bin yeni öğretmen alımı ve yüzlerce yeni derslik inşası gerekiyordu. Belediye, bunun yerine geçici bir çözüm olarak, ihtiyaç duyulan okullara ek kaynak aktarılmasını planlıyor. Ancak eğitimciler, bu adımın yetersiz olduğunu ve sınıf mevcudu sorununun öğrenci başarısı üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmayacağını belirtiyor.
Mamdani yönetimi, ayrıca şehirdeki özel okullara yönelik vergi avantajlarının azaltılması ve elde edilen gelirin devlet okullarına aktarılması planını da askıya aldı. Bu durum, özellikle Demokrat Parti içindeki ilerici kanadın Mamdani'ye yönelik eleştirilerini artırdı. Seçim kampanyasında Mamdani'yi destekleyen New York Öğretmenler Sendikası (UFT), erteleme kararının öğrenciler ve öğretmenler için hayal kırıklığı olduğunu ifade eden bir açıklama yayınladı.
Bölgesel ve küresel boyut: Eğitim politikalarında geri adımın yansımaları
Sınıf mevcudu küçültme vaadinin ertelenmesi, sadece New York'u değil, ABD genelinde eğitim politikaları açısından önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. New York, ülkenin en büyük okul sistemi olması nedeniyle, burada atılan adımlar diğer eyaletler için de referans niteliği taşıyor. Özellikle Kaliforniya, Teksas ve Florida gibi büyük eyaletler, New York'un deneyimini yakından takip ediyor. Uzmanlar, bütçe kısıtlamaları nedeniyle eğitim reformlarının ertelenmesinin, ABD genelinde eğitim kalitesinde düşüşe yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, gelişmiş ülkelerin çoğunda sınıf mevcutlarının düşürülmesi yönünde bir eğilim var. OECD ülkeleri ortalaması 23 öğrenci civarında seyrederken, Finlandiya ve Güney Kore gibi eğitimde başarılı ülkelerde bu rakam 20'nin altında. New York'taki erteleme kararı, ABD'nin eğitim alanında diğer gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı daha da açabileceği endişesini doğuruyor. Ayrıca, pandemi sonrası okullardaki öğrenme kayıplarının telafisi için daha fazla yatırım yapılması gerekirken, bu tür bir geri adımın öğrenci başarısını olumsuz etkilemesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
New York'taki sınıf mevcudu reformunun ertelenmesi, Türkiye'deki eğitim politikaları açısından doğrudan bir etki oluşturmasa da, bütçe kısıtlamaları nedeniyle eğitim yatırımlarının askıya alınması küresel bir eğilimin parçası olarak okunabilir. Türkiye'de de sınıf mevcutlarının düşürülmesi uzun süredir tartışılan bir konu; ancak yüksek enflasyon ve kamu maliyesindeki daralma nedeniyle bu alandaki ilerleme sınırlı kalmıştır. ABD gibi büyük bir ekonomide eğitim bütçesinin kısılması, Türkiye'nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkelerde eğitime ayrılan kaynakların geleceğine dair soru işaretleri doğuruyor. Özellikle, pandemi sonrası eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve öğrenci başarısının artırılması için yapılan uluslararası çabaların, küresel ekonomik daralma ortamında sekteye uğrama riski bulunuyor.