Zimbabve'de hükümet, Devlet Başkanı Emmerson Mnangagwa'nın görev süresini 2030 yılına kadar uzatacak yasa tasarısını Salı günü parlamentoya sundu. Anayasa değişikliği gerektiren düzenleme, mevcut başkanlık süresini 2028'den 2030'a çekerken, muhalefet partileri ve ülkenin bağımsızlık mücadelesinin önde gelen gazilerinden sert tepki aldı. Tasarı, iktidardaki ZANU-PF partisinin çoğunluğu elinde bulundurduğu mecliste kolayca kabul edilebilir gibi görünüyor.
Anayasa Değişikliğinin Perde Arkası
Yasa teklifi, devlet başkanlığı süresini beş yıldan altı yıla çıkarmıyor; bunun yerine Mnangagwa'nın mevcut ikinci döneminin bitiş tarihini değiştirerek fiilen 2030'a kadar görevde kalmasını sağlıyor. 2017'de Robert Mugabe'yi deviren askeri darbeyle iktidara gelen Mnangagwa, 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmıştı. Ancak muhalefet, 2023 seçimlerinde hile yapıldığını iddia ediyor. Tasarı, ZANU-PF'nin parlamento çoğunluğu sayesinde büyük olasılıkla onaylanacak. Eski savaş gazileri örgütü ZNLWVA ise, bu hamlenin Mugabe dönemini anımsattığını ve ülkeyi yeniden otoriterleşmeye sürüklediğini söylüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zimbabve, 2000'li yılların başından bu yana uluslararası yaptırımlar altında. Batılı ülkeler, seçim şaibesi ve insan hakları ihlalleri nedeniyle ülkeye yaptırım uyguluyor. Mnangagwa'nın süre uzatma girişimi, Afrika Birliği ve SADC bölgesel örgütü tarafından sessizlikle karşılanırken, AB ve ABD'den kınama gelmesi bekleniyor. Çin ve Rusya'ya yakınlaşan Zimbabve, bu ülkelerden yatırım ve destek alıyor. Ancak Çin de iç siyasete karışmama politikası izliyor. Bölgede Zambiya, Mozambik ve Botsvana ile sınır komşusu olan Zimbabve'deki bu gelişme, Güney Afrika'nın istikrarı açısından da yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Zimbabve ile ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabasında. 2021'de Zimbabve'de büyükelçilik açan Türkiye, özellikle tarım, madencilik ve savunma alanlarında iş birliği fırsatları arıyor. Mnangagwa'nın süresinin uzatılması, bu ülkede siyasi istikrarın kısa vadede bozulmayacağı anlamına gelse de, uluslararası yaptırımların artması Türk şirketlerinin yatırım kararlarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında kıtada artan varlığı göz önüne alındığında, Zimbabve'deki otoriter yönelim, Türkiye'nin demokrasi ve iyi yönetişim vurgusuyla çelişebilir. Bölgesel düzeyde ise, Türkiye Güney Afrika ile ilişkilerini sürdürürken Zimbabve'deki gelişmeleri de dengeli bir şekilde takip etmek zorunda.