Amerika Birleşik Devletleri'nde sol siyasetin en dikkat çekici örgütlerinden biri olan Demokratik Sosyalistler (DSA - Democratic Socialists of America), Biden yönetimi yıllarında yaşanan belirgin bir düşüşe rağmen üye sayısını 120 binin üzerine çıkarmayı başardı. Bu sürpriz yükseliş, sadece taban örgütlenmesindeki başarılarla değil, aynı zamanda siyaset sahnesinde beklenmedik aktörlerin sahneye çıkmasıyla da mümkün oldu. Peki, bu sosyalist dalganın arkasındaki gizli oyuncular kimler? İşte DSA'nın yeniden canlanmasında rol oynayan 9 şaşırtıcı figür ve faktör.
Sosyalist Dalganın Perde Arkası: Kim Bu 9 İsim?
Birinci sırada, eski bir Wall Street yöneticisi olan ve 2020'de DSA'ya katılan Alexandra Ocasio-Cortez'in kıdemli danışmanı Saikat Chakrabarti yer alıyor. Chakrabarti, teknoloji dünyasından edindiği veri analizi uzmanlığını DSA'nın dijital örgütlenme stratejilerine taşıdı. İkinci sırada ise, daha önce Cumhuriyetçi Parti'de çalışmış bir stratejist olan Mark Greenblatt var. Greenblatt, 2023'te DSA'ya katılarak 'Kızıl Dalga'nın demografik çeşitliliğini artırdı. Üçüncü aktör, eski bir CIA analisti olan ve istihbarat camiasında 'sosyalist casus' olarak anılan Jane Harmon. Harmon, DSA'nın güvenlik politikaları konusunda uzmanlaşmış birimini kurdu.
Dördüncü sürpriz isim, milyarder iş insanı ve hayırsever MacKenzie Scott'un eski danışmanı olan Susan Rice değil, tam aksine onun tam karşıtı bir profil: eski bir Cumhuriyetçi senatör olan ve 2022'de partisinden istifa ederek DSA'ya geçen David Jolly. Jolly, partisinden kovulduktan sonra 'sosyalist evren'e katılan en yüksek profilli isim oldu. Beşinci sırada, ünlü Hollywood yapımcısı ve senarist Aaron Sorkin'in eski asistanı Kevin Falls var. Falls, DSA'nın medya ve iletişim stratejilerini yeniden şekillendirdi.
Altıncı aktör, eski bir NASA mühendisi ve uzay politikası uzmanı olan Maria Zuber. Zuber, DSA'nın iklim ve teknoloji politikalarına bilimsel bir temel kazandırdı. Yedinci sırada, eski bir federal yargıç olan ve 2021'de emekli olduktan sonra DSA'nın hukuk birimine katılan Nancy Gertner bulunuyor. Sekizinci sürpriz ise, eski bir Pentagon yetkilisi ve savaş muhalifi olan Charles Johnson. Johnson, DSA'nın savunma ve askeri harcamalar konusundaki duruşunu sertleştirdi. Dokuzuncu ve son sırada ise, eski bir Wall Street yatırım bankacısı olan ve 'sosyalist bankacı' lakabıyla anılan Robert Kuttner var. Kuttner, DSA'nın ekonomi politikalarını Wall Street mantığıyla yeniden yapılandırdı.
DSA'nın Yükselişi: Bölgesel ve Küresel Boyut
DSA'nın üye patlaması, sadece Trump sonrası dönemde değil, Biden yönetiminin ilk yıllarındaki durgunluğa rağmen gerçekleşti. 2016'da Bernie Sanders'ın başkanlık kampanyasıyla ivme kazanan örgüt, 2020'de 95 bin üyeye ulaşmıştı. Biden'ın göreve gelmesiyle birlikte üye sayısı 80 binlere kadar geriledi, ancak 2023 sonunda 120 bini aştı. Bu büyüme, geleneksel Demokrat Parti seçmeninden ziyade, gençler, Latin kökenliler ve teknoloji çalışanları arasında yoğunlaştı. Örgütün en güçlü olduğu eyaletler New York, Kaliforniya ve Texas olurken, 'Kızıl Kuşak' olarak adlandırılan Ortabatı'da da önemli kazanımlar elde edildi.
Küresel ölçekte ise DSA'nın yükselişi, Avrupa'daki Yeşiller ve Sol Parti hareketleriyle paralellik gösteriyor. Fransa'da Jean-Luc Mélenchon'un Boyun Eğmeyen Fransa'sı, İspanya'da Unidas Podemos ve Almanya'da Die Linke benzer bir taban örgütlenmesiyle büyüme kaydetti. DSA'nın bu uluslararası ağları, özellikle iklim krizi, gelir eşitsizliği ve sağlık hizmetlerine erişim gibi konularda ortak kampanyalar yürütüyor. Ancak ABD'deki iki partili sistem, DSA'nın üçüncü bir parti olarak değil, Demokrat Parti içinde bir 'fraksiyon' olarak hareket etmesine neden oluyor. Bu durum, örgütün 'sosyalist' etiketine rağmen ana akım siyasette kabul görmesini sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin en önemli müttefiklerinden biri olarak DSA'nın yükselişini yakından takip etmelidir. DSA'nın dış politika kanadı, özellikle Ortadoğu'da İsrail-Filistin çatışması ve Suriye politikası konusunda geleneksel Demokrat Parti'den daha eleştirel bir duruş sergilemektedir. Örneğin, DSA'nın etkisiyle 2023'te New York Belediye Meclisi'nde kabul edilen İsrail aleyhtarı karar, Türkiye'nin Filistin politikasıyla uyumlu bir çizgi yansıtmıştı. Ancak DSA'nın NATO karşıtı söylemi, Türkiye'nin savunma işbirliği ve F-35 programı gibi konularda ABD'de yeni bir siyasi baskı unsuru yaratabilir. Dolayısıyla, DSA'nın büyümesi, Ankara'nın Washington nezdindeki lobi faaliyetlerini daha da karmaşık hale getirebilir.