ABD Başkanı Donald Trump'ın Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) başkanlığına aday gösterdiği Erica Schwartz, Senato Sağlık Komitesi'ndeki onay oturumunda kritik bir soruyla karşılaştı: Sağlık Bakanı adayı Robert F. Kennedy Jr.'ın aşı karşıtı gündemine direnecek misiniz? Schwartz, "Bilime asla ihanet etmeyeceğim" yanıtını vererek, kurumun bilimsel bütünlüğünü koruyacağının sinyalini verdi. Çarşamba günü gerçekleşen oturum, Trump yönetiminin sağlık politikalarının yönü hakkında önemli ipuçları taşıyor.
Schwartz'ın bilimsel duruşu ve RFK Jr. faktörü
Erica Schwartz, uzun yıllar ABD Kamu Sağlığı Hizmeti'nde (USPHS) görev yapmış bir deniz subayı ve halk sağlığı uzmanı. Trump yönetiminin CDC'ye atadığı üçüncü isim olan Schwartz, özellikle salgın hastalıklarla mücadele konusunda deneyimli. Ancak asıl tartışma, Sağlık Bakanı olarak atanması beklenen Robert F. Kennedy Jr.'ın aşı karşıtı söylemleri etrafında dönüyor. Kennedy, aşıların otizme yol açtığı yönündeki bilimsel olarak çürütülmüş iddiaları savunmasıyla tanınıyor. Komite üyeleri, Schwartz'a Kennedy'nin aşı politikalarını uygulamak zorunda kalıp kalmayacağını sordu. Schwartz, "CDC'nin bilimsel verilere dayalı kararlar alması gerektiğine inanıyorum. Bilimi savunacağım ve halk sağlığını tehdit edecek hiçbir politikaya boyun eğmeyeceğim" dedi. Bununla birlikte, Trump yönetiminin sağlık bürokrasisinde bilim insanlarının yerini sadık isimlerle doldurma eğilimi, Schwartz'ın bağımsızlığına gölge düşürüyor.
Schwartz'ın geçmişi, onu bilimsel duruşuyla tanınan bir isim yapıyor. USPHS'de tıbbi lojistik ve afet yanıtı alanlarında çalışan Schwartz, 2014 Ebola salgını ve 2017 Harvey Kasırgası gibi krizlerde görev aldı. Ancak CDC'nin son yıllarda siyasi baskılara maruz kaldığı biliniyor. Önceki CDC direktörü Rochelle Walensky, 2022'de yönetimin salgın politikalarına karşı gelmek zorunda kaldığını itiraf etmişti. Schwartz, "CDC'nin itibarını ve bağımsızlığını koruyacağım" sözü verse de, Kennedy gibi bir ismin üstünde olması durumunda bu sözün ne kadar sürdürülebilir olduğu sorgulanıyor.
Aşı politikalarının küresel yansımaları
ABD'deki aşı tartışmaları sadece iç politika meselesi değil; dünya genelinde aşı karşıtlığı hareketlerini etkiliyor. CDC, küresel sağlık politikalarının belirlenmesinde kilit bir rol oynuyor. Örneğin, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile iş birliği içinde çocuk felci, kızamık ve HPV aşılarının dağıtımını koordine ediyor. Eğer CDC, Kennedy'nin aşı karşıtı gündemi doğrultusunda yönlendirilirse, gelişmekte olan ülkelerde aşılama programları sekteye uğrayabilir. Uzmanlar, ABD'nin aşı politikalarında yaşanacak bir değişimin, küresel bağışıklama oranlarını düşürebileceği ve salgın hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Schwartz'ın atanması, bu riski azaltma potansiyeli taşısa da, Trump yönetiminin genel eğilimi göz önüne alındığında net bir güvence sağlamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin aşı politikalarındaki bu belirsizlik, Türkiye'yi dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü'nün genişletilmiş bağışıklama programının bir parçası olarak kendi aşılamasını sürdürüyor. Ancak ABD kaynaklı aşı karşıtı söylemler, sosyal medya üzerinden Türkiye'ye de yayılabiliyor. Özellikle COVID-19 sonrası dönemde aşı tereddüdü yaşayan Türkiye'de, Kennedy gibi figürlerin etkisi endişe verici. Ayrıca Türkiye'nin ABD ile sağlık alanındaki işbirlikleri (örneğin, biyolojik tehditlere karşı ortak çalışmalar) CDC'nin bilimsel bağımsızlığına bağlı. Schwartz'ın direnci olumlu bir sinyal olsa da, uzun vadede ABD'nin sağlık politikalarındaki kutuplaşma, küresel sağlık yönetişimine zarar verebilir. Türkiye, bu süreçte kendi bilimsel kurumlarının güçlendirilmesi ve uluslararası işbirliklerini çeşitlendirmek zorunda kalabilir.