Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 4 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü tatilinde ABD Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Zelenskiy, Rusya ile 2014 yılından bu yana devam eden ve 2022'de tam kapsamlı işgale dönüşen savaşın sona erdirilmesi için 'Amerikan kararlılığının' önemini vurguladı. İki liderin yaklaşık 30 dakika sürdüğü belirtilen konuşmada, Ukrayna'nın savunma ihtiyaçları ve olası bir ateşkes süreci ele alındı. Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Trump ile verimli bir konuşma yaptık. Savaşın adil bir şekilde sona ermesi için ABD'nin liderliğine ihtiyacımız var' ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı: Trump'ın Ukrayna politikası ve barış vaadi
Trump, seçim kampanyası boyunca Ukrayna savaşını '24 saat içinde bitirme' sözü vermiş ve bu konuda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan temas kuracağını ifade etmişti. Ancak Zelenskiy, daha önce yaptığı açıklamalarda Trump'ın planına şüpheyle yaklaşarak, 'Hiç kimse savaşı bir günde bitiremez' demişti. Görüşmede Trump'ın, Ukrayna'ya askeri yardımın devamı konusunda net bir taahhüt verip vermediği bilinmezken, Bloomberg'e verdiği röportajda Trump, 'Putin ile iyi geçinirim. Ukrayna'da barış istiyorum, her iki taraf da kaybediyor' şeklinde konuştu. Bu açıklamalar, Kiev'de endişeyle karşılanıyor; zira Trump'ın Ukrayna'yı toprak tavizine zorlayabileceği yorumları yapılıyor.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, daha önce yaptığı bir açıklamada, 'Müttefiklerimizin hiçbiri bize Rusya ile müzakere masasına oturmamızı söylemedi. Ancak Trump'ın gelişi bu denklemi değiştirebilir' demişti. Öte yandan Avrupa Birliği ve NATO yetkilileri, Ukrayna'ya verilen desteğin süreceğini, ancak ABD'nin tutumunun belirleyici olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Orta Doğu ve Karadeniz güvenliği
Ukrayna savaşı, yalnızca Avrupa güvenliğini değil, aynı zamanda Orta Doğu ve Karadeniz bölgesini de doğrudan etkiliyor. Savaş nedeniyle Karadeniz tahıl koridoru anlaşması defalarca askıya alınmış, küresel gıda fiyatlarında dalgalanmalar yaşanmıştı. Ayrıca Rusya'nın Ukrayna üzerinden Avrupa'ya gaz sevkiyatını durdurması, enerji krizine yol açmıştı. Trump'ın başkan seçilmesi durumunda, ABD'nin Ukrayna'ya desteği azaltması halinde, Rusya'nın sahada kazanımlarını artırabileceği ve bölgesel dengeleri değiştirebileceği öngörülüyor.
Analistler, Trump'ın 'barış planı'nın Ukrayna'nın doğu topraklarının bir kısmından vazgeçmesini ve NATO üyeliği hedefinden feragat etmesini içerebileceğini belirtiyor. Bu senaryo, Ukrayna'da olduğu kadar, Baltık ülkeleri ve Polonya'da da kaygı yaratıyor. ABD'deki başkanlık yarışında Trump'ın anketlerde Başkan Joe Biden'ın önünde olduğu bir dönemde gerçekleşen bu görüşme, Ukrayna'nın gelecekteki ABD politikasına uyum sağlama çabası olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında arabulucu rolü üstlenen nadir ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hem Putin hem de Zelenskiy ile düzenli temas halinde. Trump'ın olası bir başkanlığında, Türkiye'nin Karadeniz güvenliği ve tahıl koridoru anlaşması gibi konulardaki inisiyatifleri daha da kritik hale gelebilir. Ancak Trump'ın Ukrayna'ya desteği azaltması, Türkiye'nin Rusya ile denge politikasını zorlayabilir. Ayrıca Trump'ın Suriye ve Libya politikaları da Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Bu gelişme, Türk dış politikasının ABD'deki olası yeni yönetime hazırlıklı olması gerektiğini gösteriyor.