Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, ülkede düzenlenmesi planlanan RightsCon adlı uluslararası dijital haklar konferansını son anda iptal etti. Bu karar, demokratik reform vaatleriyle övgü toplayan Hichilema’nın iktidarının ikinci yılında ifade özgürlüğüne yönelik endişeleri artırdı. Just Security’de yayımlanan bir analize göre, bu olay uluslararası demokrasi teşvik kuruluşlarının bireysel liderlere aşırı güvenmenin tehlikelerini ve alternatif stratejiler geliştirme gerekliliğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
RightsCon Neden İptal Edildi?
RightsCon, dünyanın en büyük dijital haklar konferanslarından biri olarak kabul ediliyor. Etkinliğin bu yılki ayağının Zambiya’nın başkenti Lusaka’da yapılması planlanmıştı. Ancak Hichilema yönetimi, konferansın “ulusal güvenlik” gerekçesiyle iptal edildiğini duyurdu. Organizatörler ise kararın siyasi olduğunu ve konferansa katılacak aktivistler ile gazetecilerin eleştirel içeriklerinin hükümeti rahatsız ettiğini belirtti. Oysa Hichilema, 2021’de iktidara geldiğinde otoriter selefi Edgar Lungu’nun aksine basın özgürlüğü ve sivil toplum alanında reformlar yapacağına dair umut vermişti. Uluslararası toplum, Hichilema’nın zaferini demokrasi için bir dönüm noktası olarak selamlamış ve ülkeye milyarlarca dolarlık yardım ile yatırım sözü vermişti.
RightsCon’un iptali, bu iyimser tabloyu tersine çevirdi. Konferansa ev sahipliği yapacak otel, güvenlik gerekçesiyle sözleşmeyi tek taraflı feshetti. Katılımcıların vize başvuruları da reddedilmeye başlandı. Olay, Hichilema’nın vaatlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ve uluslararası desteğin tek bir lidere bağlanmasının risklerini gösterdi.
Demokrasi Teşvikinde Lider Merkezli Yaklaşımın Riskleri
Zambiya örneği, uluslararası demokrasi teşvik kuruluşlarının sıklıkla yaptığı bir hatayı sergiliyor: Lider odaklı stratejiler. Birçok bağışçı ülke ve STK, demokratik dönüşümün itici gücü olarak gördüğü karizmatik liderlere aşırı güveniyor. Ancak bu liderler iktidarda kaldıkça reform taahhütlerinden geri adım atabiliyor veya güç kullanımında seçici davranabiliyor. Hichilema’nın RightsCon kararı, sivil alanı daraltma eğiliminin bir örneği olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, demokrasi teşviki kurumlar, altyapı ve kurumsal mekanizmalara yatırım yapmak yerine bireysel liderlere bağımlı kaldıkça bu tür terslikler kaçınılmaz hale geliyor.
Benzer durumlar Afrika’da daha önce de yaşandı. Örneğin Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Nobel Barış Ödülü’nü kazanmasına rağmen kısa sürede otoriter yöntemlere başvurdu. Zambiya’daki gelişme, Abiy örneğindeki gibi erken ödüllendirmenin yanlış sinyaller verebileceğini gösteriyor. RightsCon iptali aynı zamanda Batılı bağışçıların Afrika’daki demokrasi çalışmalarını yeniden değerlendirmesine yol açtı. Birçok analist, sivil toplum ve medya gibi taban örgütlenmelerine yatırım yapmadan salt lider desteğinin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zambiya’daki RightsCon iptali, Türkiye’nin Afrika açılımı ve uluslararası demokrasi teşvik politikaları açısından önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika’da artan ekonomik ve siyasi varlığıyla bölgesel güç olma yönünde adımlar atıyor. Ancak bu süreçte, bireysel liderlerle kurulan yakın ilişkilerin kırılganlık yaratabileceği unutulmamalıdır. Zambiya örneği, dış politikada sürdürülebilir ortaklıklar için kurumsal yapıların ve sivil toplumun güçlendirilmesinin önemini hatırlatıyor. Türkiye’nin Afrika’daki kalkınma yardımları ve işbirlikleri, liderlerin ani kararlarıyla sekteye uğrayabilir. Bu bağlamda, RightsCon krizi Ankara’nın Afrika stratejisinde kurumsal ve toplumsal desteği öncelemesi gerektiğini gösteriyor.