2022 yılında Jeremy Shapiro, "Nükleer Savaşa Giden Yoldayız" başlıklı yazısında Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın nükleer tırmanmaya doğru gittiği uyarısında bulunmuştu. Savaşın dördüncü yılında Shapiro, bu argümanını yeniden gözden geçirmek üzere görüşlerini paylaştı. Shapiro, zaferin Ukrayna için nükleer riskleri artırabileceği paradoksunu ele alıyor.
Zafer Paradoksu ve Nükleer Tırmanma
Jeremy Shapiro, Ukrayna'nın savaş alanındaki başarılarının Rusya'yı daha da köşeye sıkıştırarak nükleer silah kullanma eşiğini düşürebileceğini savunuyor. Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin artması, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yenilgiyi kabul etmek yerine nükleer seçeneklere başvurma olasılığını gündeme getiriyor. Shapiro, 2022'deki uyarısında olduğu gibi, çatışmanın kontrolden çıkma riskine dikkat çekiyor.
Ancak Shapiro, dört yıl sonra durumun karmaşıklaştığını kabul ediyor. Savaşın uzaması, her iki tarafın da yorgunluğu ve uluslararası toplumun dikkatinin dağılması gibi faktörler, nükleer tırmanma riskini yeniden şekillendiriyor. Yine de temel argüman geçerliliğini koruyor: Ukrayna'nın zaferi, Rusya'nın nükleer silahlara başvurma ihtimalini artırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ukrayna savaşı, Soğuk Savaş sonrası Avrupa güvenlik mimarisini temelden sarsmış durumda. NATO'nun genişlemesi, Rusya'nın komşularına yönelik tehdit algısını derinleştirdi. Shapiro'nun analizi, Batı'nın Ukrayna'ya askeri yardımını artırmasının Rusya'yı daha da agresifleştirebileceği uyarısını içeriyor. Nükleer caydırıcılık doktrinleri yeniden gözden geçirilirken, Avrupa'da güvenlik ikilemi derinleşiyor.
Küresel ölçekte ise, nükleer tırmanma riski sadece bölgesel değil, küresel istikrarsızlığa yol açabilir. Enerji arz güvenliği, gıda krizi ve mülteci akınları gibi sorunlar, savaşın dolaylı etkileri olarak öne çıkıyor. Uluslararası kurumlar, çatışmanın diplomasi yoluyla çözülmesi için çağrılarını sürdürüyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik uzlaşıyı zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek hem Ukrayna'ya hem de Rusya'ya yakın ilişkilerini korumaya çalışıyor. Nükleer tırmanma riski, Türkiye'nin güvenliği için doğrudan tehdit oluşturuyor; Karadeniz'deki istikrarsızlık ve enerji arz güvenliği riskleri öne çıkıyor. Türkiye, savaşın başından beri diplomasiyi ve ateşkesi savunuyor, tahıl koridoru anlaşması gibi girişimlerle arabuluculuk rolü üstleniyor. Nükleer bir çatışma ihtimali, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını yeniden gözden geçirmesini gerektirirken, NATO içindeki konumunu da etkileyebilir.