Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterlik yarışı, BAE’nin (Birleşik Arap Emirlikleri) önde gelen diplomatı Lana Nusseibeh’in adaylığını açıklamasıyla yeni bir aşamaya girdi. Nusseibeh, halihazırda yarışın favorisi olarak gösterilen Rebeca Grynspan’a meydan okuyarak, dünya örgütünün geleceği açısından belirleyici bir dönemde genel sekreterlik için yarışa dahil oldu. Bu gelişme, BM tarihinde ilk kez bir kadın genel sekreterin seçilmesi ihtimalini güçlendiriyor.
Yarışın arka planı ve adaylar
Lana Nusseibeh, BAE’nin BM nezdindeki en deneyimli diplomatlarından biri olarak tanınıyor. Uzun yıllar BM Daimi Temsilciliği görevini yürüten Nusseibeh, özellikle iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve kadın hakları konularında yürüttüğü çalışmalarla öne çıktı. Adaylığı, Körfez ülkelerinin BM sisteminde daha etkin rol alma isteğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Yarışın diğer favorisi Rebeca Grynspan ise Kosta Rikalı bir ekonomist ve BM Kalkınma Programı (UNDP) eski yöneticisi. Grynspan, kalkınma ekonomisi ve yoksullukla mücadele alanındaki uzun kariyeriyle tanınıyor. Şu anda BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri olarak görev yapıyor. Grynspan’ın adaylığı, Latin Amerika ve Karayipler’in BM genel sekreterliği için geleneksel olarak sıra beklentisiyle de örtüşüyor.
Genel Sekreterlik seçimi, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin (ABD, Rusya, Çin, Fransa, Birleşik Krallık) veto yetkisi nedeniyle karmaşık bir süreç. Adayların önce Güvenlik Konseyi’nde yeterli desteği alması, ardından Genel Kurul’da onaylanması gerekiyor. Mevcut Genel Sekreter Antonio Guterres’in görev süresi 2026 yılı sonunda doluyor. Seçim sürecinin önümüzdeki aylarda resmen başlaması bekleniyor.
Küresel ve bölgesel boyut
BM Genel Sekreterlik yarışı, sadece örgütün iç işleyişi açısından değil, küresel güç dengeleri açısından da önemli. Son yıllarda BM, iklim krizi, COVID-19 salgını, Ukrayna savaşı ve Gazze’deki insani felaket gibi çoklu krizlerle sınandı. Yeni genel sekreterin, bu krizlerle başa çıkarken aynı zamanda BM’nin etkinliğini artırma ve çok taraflılığı güçlendirme gibi zorlu bir görevi olacak.
Nusseibeh’in adaylığı, Körfez ülkelerinin küresel yönetişimde daha fazla söz sahibi olma arzusunu yansıtıyor. BAE, son yıllarda dış politikada aktif bir rol izleyerek, iklim diplomasisi (2023’te COP28’e ev sahipliği yapması) ve bölgesel arabuluculuk girişimleriyle dikkat çekti. Nusseibeh’in seçilmesi halinde, BM’de ilk kez bir Körfez ülkesi vatandaşı genel sekreter olacak ve bu durum örgütün Orta Doğu’ya bakışını da etkileyebilecek.
Grynspan’ın adaylığı ise Latin Amerika’nın BM’deki temsiliyet beklentisini gündeme getiriyor. Bölge, genel sekreterlik görevine en son 1991-1996 yılları arasında Mısırlı Boutros Boutros-Ghali ile ev sahipliği yapmıştı; ancak Latin Amerika’nın sırası olduğu argümanı sıkça dile getiriliyor. Grynspan, kalkınma ve ticaret alanındaki deneyimiyle küresel ekonomik eşitsizliklerle mücadelede öne çıkabilir.
İlk kadın genel sekreter ihtimali, BM’nin cinsiyet eşitliği taahhüdü açısından da sembolik bir önem taşıyor. Örgüt, 1945’ten bu yana hiç kadın genel sekreter seçmedi. Sivil toplum kuruluşları ve kadın hakları savunucuları, bu kez bir kadının seçilmesi için kampanya yürütüyor. Nusseibeh ve Grynspan’ın yanı sıra başka kadın adayların da çıkması muhtemel.
Seçim sürecinde Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri arasındaki pazarlıklar belirleyici olacak. ABD ve Batılı ülkeler, kadın bir adayı destekleme eğiliminde. Rusya ve Çin’in tutumu ise belirsizliğini koruyor. Özellikle Çin’in, BAE’li bir adaya sıcak bakabileceği, ancak Batı yanlısı olarak görülen Grynspan’a mesafeli olabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM Genel Sekreterlik yarışı, Türkiye’nin çok taraflı diplomasi stratejileri açısından yakından takip etmesi gereken bir süreç. Türkiye, BM’nin etkinliğini artırma ve reform çağrılarını sık sık dile getiriyor; “Dünya beşten büyüktür” söylemiyle Güvenlik Konseyi’nin yapısını eleştiriyor. Yeni genel sekreterin, Türkiye’nin bölgesel çıkarları (Suriye, Libya, Kafkasya) ve küresel konulardaki (iklim, ticaret) pozisyonlarıyla uyumlu bir profil sergilemesi önemli. BAE’li bir adayın seçilmesi, Körfez ile ilişkilerde yeni bir dinamik yaratabilir; ancak Türkiye’nin BM daimi üyesi olmaması nedeniyle doğrudan oy hakkı bulunmuyor. Yine de Türkiye, Genel Kurul’daki oylamada etkili olabilecek ülkeler arasında.