İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Batı Şeria'da geniş çaplı bir askeri operasyon başlatacaklarını ve bu operasyonun ilk adımının Hebron kentindeki Filistinlilerin evlerinden çıkarılması olacağını açıkladı. Netanyahu'nun ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, operasyonun amacı "terör altyapısını çökertmek" olarak tanımlandı. Karar, Filistin yönetimi ve uluslararası toplumdan henüz resmi bir tepki almadı; ancak bölgede gerginliğin artması bekleniyor.
Operasyonun Arka Planı ve Hebron'un Önemi
Hebron, Batı Şeria'nın güneyinde yer alan ve yaklaşık 200 bin Filistinli ile 500'den fazla Yahudi yerleşimcinin yaşadığı hassas bir kent. 1997'de imzalanan Hebron Protokolü ile kent, H1 (Filistin kontrolü) ve H2 (İsrail kontrolü) olarak ikiye ayrılmıştı. Netanyahu'nun açıklaması, bu statükoyu fiilen sona erdirme niyeti olarak yorumlanıyor. İsrail yönetimi son aylarda Batı Şeria'da artan saldırıları gerekçe göstererek operasyonlarını sıklaştırmıştı. Filistinli gruplar ise bu tür operasyonların sivil halkı hedef aldığını ve daha fazla radikalleşmeye yol açacağını savunuyor.
Netanyahu'nun açıklaması, aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı altında alınmış gibi görünüyor. Özellikle Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Batı Şeria'da daha sert adımlar atılması çağrısında bulunuyordu. Hebron'daki Filistinlilerin çıkarılması, bu taleplerin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İsrail ordusu henüz operasyonun ayrıntılarını açıklamadı; ancak bölgeye takviye birlikler gönderildiği bildiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Batı Şeria'da geniş çaplı bir operasyon, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da bozabilir. Filistin yönetimi, uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırabilir. ABD yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkını tanımakla birlikte sivil kayıplar konusunda uyarılarda bulunuyor. Avrupa Birliği ise yerleşim birimlerinin genişletilmesine karşı çıkıyor ve iki devletli çözümün altını çiziyor. BM Güvenlik Konseyi'nde olası bir acil toplantı gündeme gelebilir. Diğer yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, İsrail ile normalleşme sürecinde bu tür adımların ilişkileri olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunabilir. Operasyonun, İran'ın bölgedeki etkisini artırmasından endişe ediliyor.
Uluslararası hukuk açısından, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırılık teşkil ediyor. İnsan hakları örgütleri, Hebron'daki Filistinli ailelerin evlerinden çıkarılmasının etnik temizlik olarak nitelendirilebileceğini belirtiyor. İsrail ise bu iddiaları reddediyor ve operasyonun "terörle mücadele" kapsamında olduğunu savunuyor. Ancak Birleşmiş Milletler raporları, Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddetinin Filistinliler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, Netanyahu'nun Hebron'a yönelik açıklamalarını yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in Batı Şeria'daki tek taraflı adımlarını uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiriyor ve Filistinli sivillerin korunması için somut adımlar atılması çağrısında bulunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel barış sürecindeki arabuluculuk rolünü yeniden gündeme getirebilir. Ayrıca, Türkiye ile İsrail arasındaki normalleşme süreci henüz rayına oturmamışken, böyle bir operasyon ikili ilişkilerde yeni bir gerilim kaynağı olabilir. Türkiye'nin, İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde acil bir toplantı talep etmesi ve Filistin'e insani yardım koridorlarının açılması için girişimlerde bulunması muhtemel.