ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleri ve doğuştan vatandaşlık gibi tartışmalı politikalarında kısmi engeller çıkarsa da, başkanlık kurumunun yürütme yetkilerini önemli ölçüde güçlendiren kararlara imza attı. Bu gelişme, Amerikan siyasetinde başkanlık gücünün sınırlarına dair tartışmaları yeniden alevlendirirken, küresel ticaret dengelerini ve uluslararası hukuku da etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor. Mahkemenin son dönemdeki içtihatları, yürütme organının özellikle dış politika ve ticaret alanındaki takdir yetkisini genişletirken, iç hukukta bazı kısıtlamalar getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Yüksek Mahkeme, geçtiğimiz haftalarda Trump yönetiminin Çin’e yönelik ek gümrük vergilerini geçici olarak durdurma kararı alırken, göçmenlik politikasında doğuştan vatandaşlığı kaldıran başkanlık kararnamesini de anayasaya aykırı bularak iptal etti. Ancak bu kararların hemen ardından, başkanın yabancı ülkelerle ticaret anlaşmalarını tek taraflı olarak feshetme yetkisini tanıyan bir içtihat oluşturdu. Aynı şekilde, ulusal güvenlik gerekçesiyle seyahat yasakları getirme yetkisi de mahkeme tarafından onaylandı. Uzmanlar, bu kararların başkanlık makamının yürütme gücünü tarihsel olarak en üst seviyeye çıkardığını belirtiyor.
Mahkeme kararları, özellikle muhafazakar yargıçların çoğunlukta olduğu bir dönemde alındı. Baş Yargıç John Roberts’ın ılımlı tutumuna rağmen, altı muhafazakar yargıçtan oluşan blok, başkanlık yetkilerinin geniş yorumlanması yönünde oy kullandı. Bu durum, Amerikan siyasetinde yargı ile yürütme arasındaki güç dengesini yeniden şekillendiriyor. Trump yönetimi, mahkemenin tarife konusundaki geçici durdurma kararına rağmen, temyiz sürecinin uzun süreceğini ve nihai kararın lehlerine olabileceğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Mahkemenin başkanlık yetkilerini genişleten kararları, uluslararası alanda da yankı buldu. AB’nin ticaret komiseri, “Bu kararlar, ABD’nin ticaret politikasında öngörülemezliği artıracak” uyarısında bulundu. Çin Dışişleri Bakanlığı ise, “Tek taraflı kararlar uluslararası ticaret kurallarını ihlal ediyor” açıklamasını yaptı. Özellikle Trump’ın ‘Amerika Birinci’ politikası çerçevesinde aldığı tarım ve sanayi korumacılığı önlemleri, gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkiliyor. Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) kararlarına uyulmaması durumunda, küresel ticaret savaşlarının derinleşebileceği belirtiliyor.
Öte yandan, mahkemenin seyahat yasağı ve vatandaşlık kararları, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekti. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, “Doğuştan vatandaşlık hakkının iptali, uluslararası hukuka aykırıdır” dedi. Bu kararlar, ABD’nin göçmen politikasının daha da sertleşmesine yol açarken, Meksika ve Orta Amerika ülkeleriyle ilişkilerde gerilime neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi’nin bu kararları, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmese de dolaylı etkiler yaratabilir. Özellikle başkanlık yetkilerinin genişlemesi, Trump yönetiminin Türkiye’ye yönelik yaptırım kararlarında daha hızlı ve bağımsız hareket etmesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, gümrük tarifeleri konusundaki belirsizlik, Türkiye’nin ABD ile ticaret hacmini etkileyebilir. Türkiye, CAATSA yaptırımları ve S-400 krizi gibi konularda ABD ile zaten gergin bir ilişkiye sahipken, mahkemenin başkanlık gücünü artırması, Ankara’nın Washington’daki muhatap bulma kabiliyetini zorlaştırabilir. Bölgesel düzeyde ise, ABD’nin Ortadoğu politikasında daha öngörülemez adımlar atması, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor.