Birleşik Krallık'ta Yeşiller Partisi, yapay zekâ teknolojilerinin hızla artan enerji ve su tüketimini gerekçe göstererek yeni veri merkezlerinin inşasına derhâl geçici bir süre yasak getirilmesini talep ediyor. Partinin enerji ve iklim sözcüsü Zack Polanski, veri merkezlerinin çevresel etkilerinin göz ardı edildiğini ve bu durumun iklim kriziyle mücadele hedefleriyle çeliştiğini belirtti. Polanski, yapay zekâ modellerinin eğitimi ve işletilmesi için gereken devasa hesaplama gücünün, bu merkezlerin elektrik ve su tüketimini katlanarak artırdığına dikkat çekiyor.
Artan Enerji ve Su Kullanımı
Veri merkezleri, sunucuların soğutulması için büyük miktarda su kullanırken, elektrik talebi de küresel ölçekte ciddi bir yük oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerine göre, veri merkezleri şu anda küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1-2'sini oluşturuyor ve bu oranın yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla 2030 yılına kadar yüzde 3-4'e çıkması bekleniyor.
Zack Polanski, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Yapay zekâ devrimi, iklim taahhütlerimizi baltalamamalı. Yeni veri merkezlerinin inşasına izin vermeden önce, bu tesislerin enerji verimliliği ve su kullanımı konusunda sıkı standartlar belirlemeliyiz" dedi. Polanski, mevcut düzenlemelerin yetersiz olduğunu ve şirketlerin çevresel etkilerini raporlamakla yükümlü tutulmadığını vurguladı.
Yeşiller Partisi'nin önerisi, Birleşik Krallık hükümetinin veri merkezi yatırımlarını teşvik ettiği bir dönemde geldi. Hükümet, geçtiğimiz aylarda veri merkezlerini 'ulusal öneme haiz altyapı' olarak sınıflandırarak planlama izin süreçlerini hızlandırmayı amaçladığını açıklamıştı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Birleşik Krallık'taki bu tartışma, küresel ölçekte veri merkezi patlaması yaşanan bir döneme denk geliyor. Teknoloji devleri, yapay zekâ yarışında geri kalmamak için dünyanın dört bir yanında yeni veri merkezleri inşa ediyor. İrlanda, Hollanda ve Singapur gibi ülkeler, bu tesislerin enerji şebekeleri üzerindeki baskısı nedeniyle daha önce veri merkezi inşaatlarına geçici moratoryumlar uygulamıştı.
Öte yandan, veri merkezlerinin yerel su kaynakları üzerindeki etkisi de giderek daha fazla endişe kaynağı haline geliyor. Özellikle kuraklık riski taşıyan bölgelerde, bu tesislerin soğutma için kullandığı su, tarım ve içme suyu ihtiyacıyla rekabet edebiliyor. Yeşiller Partisi'nin çağrısı, bu sorunlara yönelik artan toplumsal farkındalığın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda dijital altyapısını güçlendirmek amacıyla veri merkezi yatırımlarını teşvik eden ülkeler arasında yer alıyor. Yerli ve yabancı teknoloji şirketlerinin İstanbul, Ankara ve Kocaeli gibi illerde kurduğu veri merkezleri, ülkenin enerji ve su kaynakları üzerinde giderek artan bir baskı oluşturabilir. Türkiye'nin enerji ithalatına olan bağımlılığı göz önüne alındığında, veri merkezlerinin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımı gibi konularda net düzenlemelere ihtiyaç vardır. Birleşik Krallık'taki bu tartışma, Türkiye'nin dijital dönüşüm politikalarını oluştururken çevresel sürdürülebilirliği de dikkate alması gerektiğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca, su kaynakları konusunda kırılgan bir yapıya sahip olan Türkiye, veri merkezi yer seçimlerinde su stresi yaşanan bölgelerden kaçınmalı ve soğutma teknolojilerinde su tasarrufu sağlayan sistemlere yönelmelidir.