Amerikan yeşil finans sektörünün önde gelen isimlerinden Aspiration Inc. şirketinin kurucu ortağı Andrei Cherny, yatırımcıları sistematik şekilde dolandırmaktan 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde görülen davada Cherny, 2016-2021 yılları arasında şirketin mali durumunu ve çevresel başarılarını olduğundan daha iyi göstererek yatırımcılardan yaklaşık 40 milyon dolar toplamakla suçlandı. Mahkeme, sanığın 'yeşil yıkama' (greenwashing) yöntemiyle çevre dostu bir imaj çizip profesyonel yatırımcıları yanılttığına hükmetti.
Gelişmenin arka planı
Aspiration, özellikle kredi kartı kullanıcılarına ağaç dikme ve karbon kredisi gibi çevre dostu hizmetler sunmasıyla tanınıyordu. Şirket, 2020 yılında yaptığı halka arz öncesi değerlemesinde 1 milyar doları aşan 'unicorn' statüsüne ulaşmıştı. Ancak SEC (ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu) soruşturması, Cherny'nin şirketin karlılık oranlarını ve karbon dengeleme başarılarını abarttığını, ayrıca yatırım fonlarına gerçek dışı veriler sunduğunu ortaya çıkardı. Dava sürecinde Cherny'nin kurduğu sahte hissedar mektupları ve abartılmış gelir projeksiyonları delil olarak kullanıldı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, ABD'de giderek büyüyen ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) yatırım alanında bir uyarı işareti olarak değerlendiriliyor. Yeşil enerji ve sürdürülebilirlik odaklı şirketlerin denetimsiz büyümesi, bu tür dolandırıcılık vakalarını artırabilir. Aspiration'ın çöküşü, sadece ABD'de değil; Avrupa ve Asya'daki yeşil yatırımcıların da şirket bilançolarına daha şüpheci yaklaşmasına neden oldu. Uzmanlar, bu kararın finansal düzenleyicilere ESG alanındaki denetimleri sıkılaştırma çağrısı yapacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de yeşil finans ve sürdürülebilir yatırım araçlarına ilgi son yıllarda arttı. Aspiration davası, Türk yatırımcılar ve finans kurumları için 'yeşil yıkama' riskini hatırlatıcı nitelikte. Özellikle Türk bankacılık sektörünün ihraç ettiği yeşil tahviller ve sürdürülebilirlik raporlamalarının bağımsız denetimlerle desteklenmesi gerektiği bu kararla bir kez daha gündeme geldi. Ayrıca, Türkiye'deki enerji dönüşümü hedefleri kapsamında bu tür dolandırıcılıkların uluslararası itibar kaybına yol açmaması için düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi önem taşıyor.