ABD, 2026 yılında bağımsızlığının 250. yıl dönümünü kutlamaya hazırlanırken, Başkan Donald Trump'ın 80. yaş günü kutlamalarının, Kızılderili kabileler için kutsal kabul edilen Kara Tepeler'de (Black Hills) yapılması planlanıyor. Bu durum, yerli halkların temsilcileri arasında büyük bir tepkiye yol açtı. Özellikle Oglala Lakota Kabilesi üyesi ve tanınmış yerli aktivist Nick Tilsen, söz konusu kutlamayı 'soykırımın kutlanması' olarak nitelendirerek sert bir dille eleştiriyor. Tilsen, Trump yönetiminin yerli halklara yönelik tarihsel ve güncel politikalarını görmezden geldiğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Kara Tepeler ve Tarihsel Adaletsizlik
Kara Tepeler, Sioux kabileleri için binlerce yıldır kutsal bir bölge olarak kabul ediliyor. 1868 Fort Laramie Antlaşması ile Sioux kabilelerine verilen bu topraklar, 1874'te General George Custer liderliğindeki bir keşif gezisinde altın bulunmasının ardından ABD hükümeti tarafından ihlal edildi. 1877'de ABD Kongresi, antlaşmayı tek taraflı olarak feshederek Kara Tepeler'i zorla ele geçirdi. O tarihten bu yana Sioux kabileleri, bu toprakların iadesi için hukuki ve siyasi mücadele veriyor. Ancak ABD Yüksek Mahkemesi, 1980'deki United States v. Sioux Nation of Indians davasında, toprakların yasadışı yollarla alındığına hükmetse de, tazminat olarak maddi ödeme teklif edildi; kabileler bu teklifi reddederek topraklarının iadesinde ısrar ediyor.
Nick Tilsen, bu tarihsel bağlamı hatırlatarak, Trump'ın doğum günü partisinin Kara Tepeler'de yapılmasını 'tarihsel bir hakaret' olarak değerlendiriyor. Tilsen, 'Trump yönetimi, yerli halklara karşı işlenen soykırımı duymak istemiyor. Onlar için bu sadece bir parti, bizim içinse her gün devam eden bir mücadele,' diyor. Tilsen ayrıca, Trump'ın başkanlığı döneminde Bears Ears ve Grand Staircase-Escalante anıt alanlarının küçültülmesi, Dakota Access Pipeline'a verdiği destek ve COVID-19 salgını sırasında yerli topluluklara yönelik yetersiz yardım gibi politikalarını eleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yerli Hakları Mücadelesi ve ABD'nin Yüzleşmesi
Bu olay, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda küresel ölçekte yerli hakları mücadelesini de yakından ilgilendiriyor. Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Bildirgesi'ne (UNDRIP) rağmen, ABD dahil birçok ülke yerli toplulukların toprak haklarını tanımakta direniyor. Tilsen'in tepkisi, Kanada, Avustralya ve Brezilya gibi benzer sömürgecilik geçmişine sahip ülkelerdeki yerli aktivistler tarafından da destekleniyor. Özellikle Brezilya'da Amazon yağmur ormanlarında yaşayan yerli halkların karşı karşıya olduğu ormansızlaşma ve madencilik tehditleri, ABD'deki bu tartışmayla paralellik gösteriyor.
Trump'ın doğum günü partisinin Kara Tepeler'de yapılması, aynı zamanda ABD'nin tarihsel suçlarıyla yüzleşme konusundaki isteksizliğini de gözler önüne seriyor. Tilsen, 'Bu sadece bir parti değil, bir sembol. ABD, 250 yıllık tarihinde yerli halklara karşı işlediği suçları kabul etmek yerine, onları kutlamayı tercih ediyor,' diyerek durumu özetliyor. Bu bağlamda, etkinlik ABD'deki ırkçılık karşıtı hareketler ve sömürgecilik eleştirileriyle de kesişiyor. Black Lives Matter hareketinin ardından, ABD'de tarihsel adaletsizliklerin yeniden sorgulanması sürecinde bu tür olaylar daha da fazla dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kendi sınırları içinde Kürtler, Ermeniler, Rumlar ve diğer azınlıklarla benzer tarihsel travmalar yaşamış bir ülke olarak, yerli halkların toprak ve kimlik mücadelelerine duyarlılık göstermektedir. ABD'nin yerli halklara yönelik politikaları, Türk kamuoyunda özellikle insan hakları ve azınlık hakları bağlamında tartışılmaktadır. Ancak Türkiye'nin kendi içinde benzer sorunlarla yüzleşme konusundaki isteksizliği, bu tür dış olayları eleştirirken tutarlılık sorunu yaratmaktadır. Jeopolitik olarak, ABD'nin iç siyasetindeki bu tür gerilimler, Ankara-Washington ilişkilerine doğrudan yansımasa da, ABD'nin insan hakları söylemindeki çifte standardı sorgulanmasına neden olarak Türk dış politikasında bir argüman olarak kullanılabilir. Ayrıca, bu tür gelişmeler, Türkiye'deki Kürt hareketi gibi etnik kimlik temelli siyasi oluşumlar tarafından da yakından takip edilmekte ve kendi mücadelelerine referans olarak gösterilmektedir.