Yeni Zelanda'nın konut piyasası, 2022'nin başından bu yana devam eden düşüş eğiliminin etkisiyle Temmuz ayında üç yılın en düşük seviyesini gördü. Ülke genelinde ortalama konut fiyatları, geçen yılın aynı dönemine göre belirgin bir gerileme kaydederek son on yılların en derin 'durgunluk evresine' girdi. Uzmanlar, bu tablonun konut alıcıları için fırsatlar sunduğunu ancak ekonominin geneli açısından ciddi riskler barındırdığını belirtiyor. Bu düşüş, pandemi dönemindeki aşırı fiyat artışlarının ardından gelen normalleşmenin ötesinde, artan faiz oranları ve sıkılaşan kredi koşullarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Fiyatlar üç yılın dibinde: Düşüşün boyutları ve nedenleri
Yeni Zelanda Emlak Enstitüsü (REINZ) verilerine göre, Temmuz ayında ülke genelinde medyan konut fiyatı 780.000 Yeni Zelanda dolarına (NZD) gerileyerek Ocak 2021'den bu yana en düşük seviyesini kaydetti. Bu rakam, bir önceki yıla göre yaklaşık %10'luk bir düşüşe işaret ediyor. Özellikle Auckland, Wellington ve Christchurch gibi büyük şehirlerde fiyatlar daha sert gerilerken, kırsal bölgelerde de benzer bir eğilim gözlemleniyor. Düşüşün arkasında, Yeni Zelanda Merkez Bankası'nın (RBNZ) enflasyonla mücadele için faiz oranlarını art arda yükseltmesi ve bankaların kredi verme koşullarını sıkılaştırması yatıyor. Ayrıca, pandemi döneminde konut talebini artıran düşük faiz oranları ve teşvik paketlerinin sona ermesi, piyasayı soğutmuş durumda.
Küresel etkiler ve bölgesel karşılaştırmalar
Yeni Zelanda'daki konut piyasasındaki bu sert düzeltme, küresel ölçekte benzer bir tablonun parçası olarak görülüyor. Avustralya, Kanada ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde de konut fiyatları, merkez bankalarının faiz artırımlarının etkisiyle gerilemiş durumda. Ancak Yeni Zelanda, 2020-2021 döneminde konut fiyatlarının yaklaşık %40 artmasıyla dünyanın en pahalı konut piyasalarından biri haline gelmişti. Şimdiki düşüş, bu büyümenin bir kısmını geri almakla birlikte, konutun hâlâ birçok hane için erişilemez olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Uzmanlar, konut fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi halinde, inşaat sektöründe daralma ve ekonomik büyümede yavaşlama gibi ikincil etkilerin ortaya çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de konut piyasası, yüksek enflasyon ve düşük faiz politikaları nedeniyle Yeni Zelanda'nın aksine yükseliş eğilimini sürdürüyor. Ancak bu gelişme, küresel konjonktürdeki faiz artışlarının gelişmiş ülkelerde emlak fiyatlarını baskıladığını gösteriyor. Türkiye'nin uyguladığı farklı para politikası, kısa vadede bu tablodan izole görünse de, küresel faiz artışlarının Türk lirası üzerindeki baskıyı artırması ve ithal enflasyonu tetiklemesi mümkün. Ayrıca, Türkiye'de konut arzının yetersizliği ve deprem riski, piyasanın dinamiklerini farklılaştırıyor. Yeni Zelanda örneği, aşırı değerlenen konut piyasalarının sürdürülemez olduğunu ve faiz politikalarının konut fiyatları üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koyması açısından, Türk ekonomi yönetiminin ileride izleyebileceği politikalara ışık tutabilir.