İtalya hükümeti, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki Sebta (Ceuta) özerk kentinde on binlerce göçmenin birikmesinin ardından Cuma günü İspanya ile hava ve deniz sınırlarında kontroller başlattı. Bu adım, Schengen serbest dolaşım anlaşmasının İspanya için geçici olarak askıya alınmasını öngörüyor. İtalya İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, sınır kontrollerinin göçmen akışına karşı alınan önlemler kapsamında başlatıldığı belirtildi. Kararın, uçuşları ve deniz ulaşımını etkileyeceği, Schengen bölgesinin sınır tanımayan seyahat hakkını geçici olarak durduracağı vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
İspanya'nın Fas sınırındaki Sebta kenti, geçtiğimiz hafta sonu yaklaşık sekiz bin göçmenin yasa dışı yollarla kente girmesiyle uluslararası gündeme oturdu. Göçmenlerin büyük bölümünün Fas'ın kuzey kentlerinden geldiği, İspanyol yetkililerin ise sınır güvenliğini sağlamak için takviye birlikler gönderdiği bildirildi. İspanya başbakan yardımcısı, krizi 'Avrupa'nın güney sınırında bir güvenlik sorunu' olarak nitelendirdi. İtalya'nın bu hamlesi, Avrupa Birliği'nin göç politikalarındaki bölünmeyi bir kez daha gün yüzüne çıkardı. İtalya Başbakanı Mario Draghi, 'Hiçbir ülke tek başına bu yükü taşıyamaz; ortak bir Avrupa çözümü şart' dedi.
Bu gelişme, İtalya'nın iç siyasetinde de yankı buldu. Aşırı sağcı Lig Partisi lideri Matteo Salvini, hükümetin kararını 'geç kalmış bir adım' olarak değerlendirirken, iktidar koalisyonundaki bazı isimler ise Schengen'in askıya alınmasının ‘aşırı bir tepki’ olduğunu savundu. Avrupa Komisyonu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, üye ülkelerin sınır kontrollerini geçici olarak yeniden uygulayabileceğini ancak bunun orantılı ve sınırlı bir süre için olması gerektiğini hatırlattı.
Sebta ve Melilla, Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırını oluşturuyor. Her yıl binlerce düzensiz göçmen, daha iyi bir yaşam umuduyla bu iki kente ulaşmaya çalışıyor. Fas'ın göçmen akışını kontrol altına almak için aldığı önlemler, zaman zaman bu tür krizlere yol açabiliyor. Bu kez Fas'ın, Batı Sahra konusundaki anlaşmazlık nedeniyle İspanya'ya baskı yapmak için sınır kontrolünü bilinçli olarak gevşettiği yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İtalya'nın kararı, Avrupa'da göçmen politikalarına ilişkin tartışmaları alevlendirdi. Schengen bölgesi, üye ülkeler arasında pasaport kontrolünü kaldırarak serbest dolaşımı garanti ediyor. Ancak son yıllarda artan göç dalgaları ve güvenlik endişeleri, birçok ülkeyi geçici sınır kontrolleri uygulamaya yöneltti. Almanya, Fransa ve Avusturya da daha önce benzer önlemler almış, bu durum Avrupa Birliği'nin temel ilkelerinden biri olan serbest dolaşımın sorgulanmasına yol açmıştı.
Bu gelişme, Avrupa Birliği'nin ortak göç politikası oluşturma konusundaki yetersizliğini de gözler önüne seriyor. Üye ülkeler arasındaki dayanışma eksikliği, göç yükünün genellikle sınır ülkelerine kalmasına neden oluyor. İtalya, Yunanistan ve İspanya gibi ülkeler, Akdeniz üzerinden gelen göçmenlerin ilk varış noktaları olarak büyük baskıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği'nin yeni Göç ve Sığınma Paktı üzerindeki müzakereler ise halen devam ediyor.
Uzmanlar, İtalya'nın bu adımının, Avrupa'daki sağ popülist partilere de güç verebileceği görüşünde. Göçmen karşıtı politikaların yükseldiği bir dönemde, sınır kontrollerinin yeniden tesis edilmesi, diğer ülkeler tarafından da örnek alınabilecek bir karar olarak değerlendiriliyor. Özellikle Doğu Avrupa ülkeleri, göçmen kotalarına uzun süredir karşı çıkıyor ve ulusal egemenliklerini ön planda tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır düzensiz göçmen akınıyla mücadele eden bir ülke olarak, İtalya'nın yaşadığı bu krizi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, 2016'daki AB ile göç anlaşması kapsamında mülteci akışını kontrol altına almıştı. Bu anlaşmanın devamı, AB-Türkiye ilişkilerinde kritik önem taşıyor. İtalya'nın Schengen'i askıya alması, AB'nin göç konusundaki iç çekişmelerini derinleştirerek Türkiye'yle müzakere pozisyonunu etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, benzer sınır güvenliği önlemlerini kendi sınırlarında uyguluyor; bu tür krizlerin, uluslararası işbirliğinin önemini artırdığı söylenebilir. Türkiye'nin göç yönetimi politikaları, Avrupa için bir model olarak tartışılmaya devam ediyor.