Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği arasında imzalanan yeni gıda ihracatı anlaşması, Brexit sonrası yaşanan ve kamuoyunda "sosis savaşları" olarak adlandırılan ticari gerilimlere son veriyor. Anlaşma kapsamında süt ürünleri, yumurta, balık ve taze kırmızı et gibi ürünlerdeki hijyen ve sağlık kontrolleri kaldırılıyor. Bu gelişme, iki taraf arasında 2021'den bu yana devam eden ticaret engellerinin aşılmasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu anlaşmanın ilk detayları yayımlanırken, bunun özellikle gıda sektöründe milyarlarca sterlinlik bir ticaret hacmini etkilemesi bekleniyor.
Brexit sonrası ticari engellerin kalkması
Birleşik Krallık Başbakanı Sir Keir Starmer, anlaşmayı "Birleşik Krallık'ın Brexit'ten bu yana AB ile yaptığı en kapsamlı ticari düzenleme" olarak nitelendirdi. Anlaşma, iki tarafın gıda güvenliği standartlarını birbirine eşdeğer kabul etmesinin önünü açıyor. Böylece İngiliz sosisleri, süt ürünleri ve balık gibi ihraç kalemleri için artık ayrıntılı sağlık sertifikaları ve sınır kontrolleri gerekmeyecek.
Görüşmelerin başında en çetrefilli konulardan biri olan sosisler, soğuk etler ve işlenmiş kırmızı et ürünleriydi. Brexit sonrası AB kurallarına göre, bu ürünlerin blok içine girişinde sıkı sıcaklık kontrolleri ve belgelendirme şartı aranıyordu. Özellikle Kuzey İrlanda Protokolü kapsamında ortaya çıkan bu durum, ticaretin aksamasına ve fiyat artışlarına yol açmıştı. Yeni anlaşma, bu uygulamaları sona erdirerek İngiliz üreticilere büyük bir rahatlama getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, yalnızca AB-İngiltere ticaretini değil, aynı zamanda küresel gıda tedarik zincirlerini de etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. İngiltere, bu düzenlemeyle AB dışı ülkelerle yapacağı ticarette de benzer esneklikler elde etmeyi hedefliyor. Öte yandan, anlaşmanın kapsamı henüz sadece süt ürünleri, yumurta, balık ve kırmızı etle sınırlı. Meyve, sebze ve işlenmiş gıdalar gibi diğer kategoriler için ilerleyen aylarda yeni müzakerelerin başlaması bekleniyor.
Guardian gazetesinde yer alan habere göre, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmanın "her iki taraf için de kazanç" olduğunu belirtti. Von der Leyen, iki taraf arasındaki ekonomik bağların derinleşmesinin, jeopolitik zorluklar karşısında Batı ittifakının birlikteliğini güçlendireceğini vurguladı. Anlaşma ayrıca, Kuzey İrlanda'da siyasi istikrarın sağlanmasına da katkı sunuyor; zira protokol kaynaklı ticari sorunlar bölgedeki gerginlikleri artırmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, gıda sektöründe hem AB hem de İngiltere ile önemli ticari bağlara sahiptir. Bu anlaşma, AB ve İngiltere arasındaki ticaretin kolaylaşmasının küresel gıda fiyatları üzerinde düşürücü etki yaratması halinde Türkiye’nin dış ticaret hadlerini dolaylı olarak iyileştirebilir. Ancak kısa vadede Türkiye’nin rekabetçi olduğu domates, narenciye ve işlenmiş gıda gibi ürünlerin bu düzenlemenin kapsamı dışında kalması, doğrudan bir pazar avantajı sağlamamaktadır. Yine de bloklar arası standart uyumunun artması, Türk ihracatçıların gelecekte daha homojen düzenlemelerle karşılaşmasına zemin hazırlayabilir. Ankara’nın bu gelişmeyi, Brexit sonrası yeniden şekillenen ticaret mimarisinde kendi konumunu güçlendirmek için bir fırsat olarak görmesi mümkündür.